Bütün bu sohbetler, meyve sorup yemeler, çay içmeler, vakitlice yatmalar, lavanta kokan çarşaflar iyiydi, hoştu. Ama mutluluğu andırmıyordu. Bunların adına dense dense huzur denirdi. Kişiliksiz, sıradan bir huzur. Huzur böyle sıradanlaşınca bir değeri kalmıyordu.
"İstanbula bu kadar sene sonra kör olarak mı gelecektim?" dedi. 68 sene memleketi yeniden görebileceğini hayal et, pasaport alıp gel ama iki gözün de kör olsun. Bu yetmezmiş gibi, ciğerlerin hastalansın, bir türkü rahat nefes alama. Görmek istiyorum, göremiyorum. Bir zamanlar jimnastik şampiyonu ol, Boğaz'ı günün birinde yüzerek geçeceğini hayal et, sonra da burada elin kolun bağlı otur. İşte, ağrıma giden bu. "
Ah Aziz bey ahh... Bazılarımız hala Aziz bey olarak yaşıyor, bazılarımız Aziz bey gibilerle yaşıyor... Aziz beye mi kızmalı, babasına mı küsmeli bilemedim...