Barış yıldız

Barış yıldız
@Fyodor36
ZİYARET ( çok yakında ) kitabının yazarı

Barış yıldız

, bir kitap okudu
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
Cormac McCarthy
7.8/10 · 1.063 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
Yol, dünyanın küle döndüğü bir yerde insan kalmanın ne anlama geldiğini anlatan, sade ama sarsıcı bir romandır, Cormac McCarthy bu eserde büyük olaylar ya da karmaşık bir kurgu yoktur, bir baba ile oğlun hayatta kalma yolculuğu üzerinden insanlığın son kırıntıları anlatılır, her şey yok olmuş gibidir ama yine de küçük bir umut kıvılcımı sönmez. McCarthy’nin dili son derece yalın ve serttir, süs yoktur, fazlalık yoktur, cümleler tıpkı anlatılan dünya gibi çıplak ve soğuktur, bu sadelik romanın etkisini daha da derinleştirir çünkü okur yalnızca bir hikâyeyi değil bir yok oluşun sessizliğini hisseder. Roman boyunca açlık, korku ve ölüm sürekli hissedilir, fakat bütün bu karanlığın içinde baba ile oğul arasındaki bağ insanı ayakta tutan tek şey hâline gelir, sevgi burada büyük sözlerle değil, hayatta kalma çabasıyla kendini gösterir. Yol yalnızca bir felaket sonrası hikâyesi değildir, insanın en kötü koşullarda bile iyi kalıp kalamayacağını sorgulayan bir metindir, dünya yıkılmış olsa bile insanın içindeki iyilik tamamen yok olur mu sorusu romanın merkezinde durur. Kitap bittiğinde geriye büyük bir olay değil, insanın içini sessizce saran bir düşünce kalır, her şey bittiğinde bile insanı insan yapan şey belki de yalnızca bir başkası için yaşamaya devam edebilmesidir.
YolCormac McCarthy · İthaki Yayınları · 20191,063 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
Yabancı, insanın dünyaya karşı duyduğu o derin yabancılığı ve hayatın anlamsızlığıyla yüz yüze geldiğinde içine düştüğü sessiz boşluğu anlatan sarsıcı bir romandır, Albert Camus bu eserde yalnızca bir adamın hikâyesini anlatmaz, insanın toplumla, ahlakla ve kendi varoluşuyla kurduğu mesafeyi gösterir, Meursault yalnızca çevresine değil, kendi duygularına da yabancı bir karakterdir ve romanın asıl ağırlığı tam burada doğar. Onun kayıtsızlığı ilk bakışta soğuk ya da duygusuz görünür ama derininde toplumun dayattığı anlamlara boyun eğmeyen tuhaf bir çıplaklık vardır, Camus bu karakter üzerinden insanın hayata yüklediği anlamların ne kadar kırılgan olduğunu gösterir. Romanın dili yalın ve serttir, süsten uzak bu anlatım metnin ruhuna tam olarak uyar çünkü burada sözcükler bile fazlalık taşımaz, her şey sadeleştikçe insanın içindeki boşluk daha görünür hâle gelir. Yabancı yalnızca bir bireyin hikâyesi değil, insanın evren karşısındaki yalnızlığının romanıdır, toplumun yargısı ile bireyin iç sessizliği arasındaki çatışma metni daha da güçlü kılar. Kitap bittiğinde geriye büyük bir olay değil, insanın şu rahatsız edici gerçekle baş başa kalışı kalır, dünya çoğu zaman bizim acımıza da sevincimize de kayıtsızdır, belki de insanı en çok sarsan şey budur.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,2bin okunma
Siz hâlâ bu memlekette çöken şeyin yalnızca ekonomi, yalnızca eğitim, yalnızca siyaset olduğunu sanıyorsunuz değil mi. Ne kadar da safça. Hayır efendim, çöken şey bunların hiçbiri değil yalnız başına. Çöken şey, insanın içindeki ölçüdür. Çöken şey utanmadır. Çöken şey, bir zamanlar insanı gece yastığa başını koyduğunda rahatsız eden o küçük vicdan sızısıdır. Şimdi herkes rahat. Ne tuhaf değil mi. Bu kadar ahlaksızlığın, bu kadar kabalığın, bu kadar arsızlığın içinde insanların bu denli rahat oluşu, çürümenin en ileri safhası değil de nedir. Eskiden insan kötülük yapardı ama hiç değilse kötülüğünün adını bilirdi. Şimdi kötülük bile kendine makul sebepler buluyor. Herkesin cebinde bir mazeret, dilinde bir haklılık, yüzünde ise utanmaz bir maske var. Kimse hırsız değil artık, şartların mağduru. Kimse yalancı değil, sadece kendini koruyor. Kimse vicdansız değil, sadece hayatı öğrenmiş. Görüyor musunuz şu alçaklığı. İnsanlar günahlarını bile erdem gibi anlatmayı öğrendiler. Asıl felaket budur. Çünkü bir toplumda suç çoğaldığında değil, suç normalleştiğinde çürüme başlar.Etik kültür dedikleri şey, öyle nutuklarla, panellerle, bayram mesajlarıyla ayakta kalmaz. O şey, insanın kimse görmezken ne yaptığıyla ilgilidir. Fakat burada artık herkes birbirine bakıyor, fakat hiç kimse kendine bakmıyor. Herkes başkasının namusunu tartıyor, kendi karakterindeki çamuru büyük bir ustalıkla halının altına süpürüyor. Sözde herkes değerlerden bahsediyor ama o değerlerin bedelini ödemeye kimse yanaşmıyor. Çünkü bu çağın insanı doğruluğu sever, ama doğruluğun getireceği kaybı sevmez. Onurdan hoşlanır, yeter ki maaşını, konforunu, çıkarını zedelemesin. Vicdan ister, ama ucuz olsun. Ben size söyleyeyim mi, bu bir toplumsal bozulma değil yalnızca. Bu, düpedüz sosyolojik bir çöküştür. Aile