Ve ben seni sevdiğim zaman
Bu şehre yağmurlar yağdı
Yani ben seni sevdiğim zaman
Ayrılık kurşun kadar ağır
Gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
Yine de bir adın kalmalı geriye
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır
Yalnızlığın peşinde kuvvet
Evet nihayet
Bir adın kalmalı geriye
Bir de o kahreden gurbet
Beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç.
*Anlamıyorum, bu kelimeyi bu ülke insanı nasıl bu kadar benimsedi ve dibine kadar kullandı.
*Her sektörün çalışanı da içtenlikle uyguladı.
- Siyasetçisi, doktoru, hakemi, hakimi, polisi, savcısı, öğretmeni, sanayicisi, fabrikatörü, sokakta tablacısı, çilingircisinden mahalle bakkalına vs. Dürüst ve doyanları tenzih eder yürekten saygı ile eğilirim.
*Ya arkadaş neden doymuyorsun hayır nereye kadar ne olacak yani 60/70 yıllık hayatın var.
*Görmüyor musun senin bu doyumsuzluğun ne kadar acıya sepep oluyor ne kadar haksızlığa yol açıyor.
*Doyacağın lokma belli hadi biraz daha doy tıka basa doy da bir lokma ekmek için koşturan o fakir yemek menüsüne göz dikmek ki zaten onu yemez çöpe dökersin.
*Doy be kardeşim yada acıkana kadar biraz dur işte yoksa senin doyumsuzluğun sosyal çürümeye sebep oluyor.
*O kadar doyumsuzsun ki gelecek nesillerin de hakkını yiyon.
Oha be kardeşim oha!
Bknz. TDK (Doyumsuz)
1. (sıfat) Tatmin olmayan.
2. (sıfat) Sonu gelmeyen, sınırsız olan: