Var mısınız yarın çocuk olarak uyanalım
Ama bu aramızda kalsın
Yerin kulağı var İsrail duymasın
Şöyle doya doya saklambaç oynayalım
Sokakları yok eden bombaları var
İyi saklanın İsrail bulmasın
M. Uluçay
Ne çok acı var.
Bakıyorum da her şey ne kadar da yabancı
Hangi kapıyı çalsam kimse yok içerde
Herkes gitmiş, herkes susmuş.
Gökyüzü daralıyor, vakit daralıyor
Bir kuş havalansa içimden
Kanatları yorulur, yere düşer
Öyle bir yalnızlık ki bu,
Kendi sesimi bile tanıyamaz oldum.
O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı
Sahile vurdu kalbim; su yandı, kum da yandı Sende bir gizli dünya, bende bir dünya gizli
Aşkın o bitmez yolu, şimdi daha pürüzlü
Geriye dönmek artık, ölmekten daha zordur
Bu yara içimizde her an yanan bir kordur
Siyah gözlerine beni de götür
Gittiğin her yere beni de götür
Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim
göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların
onu yaralar kıpırdatıyor
ve o sertelmektedir yaralardan
kasıklarına boşalmaktadır nal sesleri
saçları bukleli bir çocuğu öperek uyandıran
içimize güneşler bırakan nal sesleri.
Keserle yontulmuş bir ağzı var sabahın
varınca bayrakları, marşları duyuyorum
başım çılgınca sarsılan dallarla uğraşıyor
durup dineliyorum bütün taframla
bütün taframla, bütün yumruklarım, bütün
hantal yüreklerin olduğu orda.