'' Sana ait olan çiçeği bu kadar önemli yapan, onun için harcadığın zamandır''.(Küçük Prens)
Yorum!
Aslında son zamanla yaşanan olayları çoğu kişi çocuklarımızı, gençlerimizi yani akademik dil ile "Z ve Milenyum" olarak sınıflandırdığımız kuşakları suçlayarak veya küçümseyerek sorunları tanımladı.
Oysa 80 ve 90'lı yılların yine akademik dil ile "X ve Y" kuşağının ebeveynlerleri olarak asıl suçlu biziz. Bizlerin ekrar süreleri çocuklarımızdan fazla. Bizlerin hırsları, ilgisizlik ve hastalıklı hallerimiz çocuklarımızın haykırışlarını ve yanlızlıklarını gördürmüyor. Bakınız sosyal medyaya hep suçladığımız kuşak yani "Z ve Milenyum" oyun oynuyor. Ama yetişkiler teşircilik, sapıklık, dolandırıcılık, ideoljik çıkarcılık ve din tüccarlığı peşinde. Çocuklarımız ve gençlerimiz açlığı "oyun" bizlerin açlığı ise yukarıda saydıklarım.
Geleceğimiz olan çocuklarımıza ve gençlerimize zaman ayırmıyoruz. Sorun bizleriz...!
Tek çözüm var aslında, Şair Nailinin dediği gibi. "Dünya bir panayır (oyun) yeri. Hep beraber en güzel oyunu oynamak.
G. Samsa
"Herkesin hayatının belli bir dönemi vardır; o dönemde insan artık hiçbir şeyin peşinden koşmaz, her şeyi olduğu gibi kabullenir ve sadece kendi içindeki sessizliği dinler."