Ama tarihin öyle kuvvetli bir hafızası vardı ki, bütün hataların, bütün noksanlıkların, bütün basiretsizliklerin kaydını muntazaman tutmaktaydı. Ve bu hafızanın dayandığı mantık, Enver Paşa'nınki gibi hayallerin değil, hakikatlerin üzerinde yükseliyordu. Hiç kimseye iltimas geçmezdi, elindeki iktidar ne kadar kudretli, ne kadar ceberrut olursa olsun kimseyi kayırmazdı. Kifayetsiz olanlar, kusurlu davrananlar, eninde sonunda bunun bedelini öderdi. Ama sadece onlar değil, onlara göz yumanlar da bu neticenin tesirlerinden kendilerini koruyamazlardı. Nitekim ödeşme vakti çok da gecikmeyecekti.