İttihat ve Terakki'yi sorumsuz adamlar soysuzlaştırmışlardır. Hâlbuki devlet kuvvetlerinin yerini, hangi şahsi kuvvet tutabilirdi? En azılı katili, eli titrek bir hâkim mahkûm eder ve bir çingene asar.
Devlet, kanun ve otorite hüküm sürdüğü zaman, Çakırcalı ipe takılmış bir cesetten başka bir şey değildir. İttihat ve Terakki'nin, Çakırcalı'nın peşine sürdüğü devlet kuvvetini bile, çeteleştirmiş olduğunu hatırlarsınız.
Zaman geçtikçe, birlikte yaşarken ve genetik değişimler olurken, vicdanımızı giderek damarlarımızda dolaşan kanın rengine ve gözyaşlanimızın tuzuna buladık, bu da yetmiyormuş gibi, gözlerimizi içimizi gören birer aynaya dönüştürdük, sonuçta gözlerimiz, ağzımızla inkâr etmeye çalıştığımız şeyleri çoğu zaman hiç çekincesiz gözler önüne serer hale geldi. Bu genel olguya bir de basit zihinlerde işlenen suçun yol açtığı pişmanlığa çoğu zaman kadim korkular da eklenince, bunun sonucunda, suçlunun işlediği suçun cezası, öyle böyle demeden, hak ettiğinin iki katı olur.
Ne olursa olsun, kör bir adama önce yardım edip sonra arabasını çalmak ile can çekişen ve eli kolu tutmayan bir ihtiyarın mirasına göz dikerek onunla ilgilenmek arasında çok da büyük bir fark yoktur.
Beş parasız insanların gördüğü muameleleri ve kahramanımızda yarattığı farkındalığı görüyorsunuz... Bu kadar fakir olunabilir mi dedirten bir eser. George Orwell'ı bir de klasikleşen eserlerinin dışından okumak istemiştim iyi ki okumuşum.