Kısaca söyleyecek olursak: Sekülerlesmiş modernitenin Avrupa modeli yalnızca sınırlı değerler üretmekle kalabilir. Toplumdaki ve bireylerin hayatlarındaki anlam krizlerini oluşturan en önemli faktör, sözüm ona modern sekülerizm değil, modern çoğulculuktur. Modernite, nitel çoğulculuk kadar nicel çoğulculuk anlamına da gelir. Bu gerçeğin yapısal sebepleri ise herkes tarafindan bilinir: artan nüfus; göçler; bununla da ilişkili olarak sehirleşme, fiziksel ve demografik anlamda çoğullaşma; piyasa ekonomisi; pek çok türden insanları bir araya getiren ve onları mantıksal olarak barısçıl şekilde birbirleriyle ilişki kurmaya zorlayan endüstrileşme; hukuk kuralları ve bu barısçıl bir arada oluşa kurumsal garantörlük sağlayan demokrasi...