Günümüzde insanlar liderlikten bahsettiğinde, genellikle kontrolü elinde tutan, görünür birisini düşünürler. Varlığı, platformu ve izleyici kitlesi olan biri.
Ancak Kuran bize görünürlüğün değerle, gürültünün de etkiyle aynı şey olmadığını sürekli hatırlatıyor. Gücü liderlikle, ilgiyi de samimiyetle karıştırır olduk.
Ama Allah o modeli tersine çeviriyor.
Gerçek liderlik, kimsenin sizi izlemesinden çok önce başlar. Allah'ın sizi en net gördüğü yerde, samimiyetinizde başlar. Peygamber (s.a.v.) kalabalıkların önüne çıkmadan önce, gecenin karanlığında sessizce, kararlılıkla ve adanmışlıkla dururdu.
Allah Müzzemmil Suresi'nde şöyle buyuruyor:
وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْتٖيلاًۜ ﴿8﴾
8. Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O’na yönel.
(Müzzemmil, 73/8)
O tek ayet bir taslaktır. Tebattül, kalbinizin Allah'la yeniden bağlantı kurması için gürültüyü yeterince uzun süre kesmek anlamına gelir. Tebatl ise, o içsel bağlılığın dışarıda yaptığınız her şeyi şekillendirmeye başlamasıdır.
İslam'da liderlik, etkiyle başlamaz. Odaklanmayla başlar. "İnsanların beni nasıl takip etmesini sağlarım?" diye sormakla başlamaz. "Allah'la ne kadar yakın yürüyorum?" diye sormakla başlar.
Bunu kendi hayatınızda da görmüşsünüzdür. Duyuru veya baskı olmadan, vaktinde sessizce namaz kılan bir insan, tüm iş yerinin havasını değiştirir.
Sınavda dürüst davranan bir öğrenci, izleyene cesaret verir. Bir etkinlikten sonra temizlik yapmaya başlayan bir gönüllü, diğerlerini tek kelime etmeden katılmaya teşvik eder.
Samimiyet sessizken bile yankılanır.
Çoğu insanın değişmesi için bir nutuğa ihtiyacı yoktur. Tek yapmaları gereken, bir kişinin, keşke yapabilseydim dedikleri şeyi yaptığını görmektir.
İşte bu yüzden Peygamber Efendimiz (sav)'in liderliği çok güçlüydü. Kamusal alanda