Adına mutluluk dediğimiz şey işte o olmayandır. Olmayanın peşine düşüp bir ömrü böyle geçirmek, kaderine söylenmek nasıl bir seçimse, bu gerçeği bir an önce fark edip mutluluğu kendi içimizde keşfetmek de bir o kadar bilinçli bir seçimdir.
Villanın kapısını genç, güzel bir kadın açtı. Çiçek desenli, beyaz, omuzları açık yazlık bir elbise vardı üzerinde. Depoya çok düşüyordu bu elbiselerden. Ama içinde kadın olanını görmemiştim ne zamandır. Elbiselere ne çok yakışıyordu kadınlar.
“Asla çocuk kitabı çizmem” diye atıp tutarken, yayınevlerine içinde çocuk olan çizgilerimden hazırladığım portfolyolar yollamıştım. Dindar yayınevleri çocuk çizimleri fazla şuh bulup kızların dudaklarını biraz inceltebilirsem ve kirpikleri kısaltabilirsem iş verebileceklerini söylediler. Lâik yayınevleri, çocukları fazla kalın kaşlı, kara saçlı çizdiğimi, biraz kaş alırsam ve saçları bir ton açık boyarsam ilgilenebileceklerini söylediler. Anladığım kadarıyla çocuk kitabı ressamlığının
kuaförlükden hiçbir farkı yoktu. Her yayınevi çocukları kendi meşrebince tıraşlama derdine düşmüştü.