ruveyda

ruveyda
@GalataOkur
tıp fakültesi öğrencisi
1 Ağustos
62 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Ruhumuzun gizli portesi...
8/10
·272 syf.·
Beğendi
·
2021 4. kitabı
Okuduktan sonra beni uzunca bir süre etkisinde bıraktı bu kitap. Bütün insanları, kendim de dahil olmak üzere, dorian gray olarak düşünmeye başladım. Hepimizin bir portresi yok mu zaten, birbirimizden sakladığımız ? Yayımlandığı dönemde büyük tepki toplayıp yasaklanan eser üç karakter arasında geçmektedir; Basil Hallward, bir ressamdır, hayatının merkezine sanatını koymuş, kendi halinde yaşayıp giden bir karakterdir. Lord Henry, eğlenmeyi seven, sürekli partilere katılan, çoğu kişinin " tehlikeli " sayacağı fikiriyle insanları etkileyen, manipülasyon yönü kuvvetli, kurnaz ve umursamaz bir karakterdir. Dorian Gray ise güzelliği ile bilinen çok yakışıklı, görenlerin hayran kaldığı birisi olarak tasvir edilir. Yirmili yaşlarında henüz karakteri oturmamış bir gençtir. Basil bir gün Dorian ın portresini çizer ve Dorian kendi portresine önce aşık olur sonra çok kıskanır. Zaman geçtikçe yıllar ondan güzelliğini alıp götürecekken portesi güzelliğini hep koruyacaktır çünkü. Ve o an Dorian kendisinin yerine portresinin yaşlanmasını ve gençliğinin kendinde kalmasını diler ve bu dileği gerçek olur. Olaylar bunun üzerine gelişir. O vakitten sonra Dorian tabiri caizse ruhunu şeytana satmaya başlar. Basil her ne kadar engel olmaya çalışsa da Dorian, Lord Henry' nin etkisi altında kalır, onun düşüncelerini benimser, gitgide karanlığa çekilir. Dorian' ın ruhu her geçen gün kirlenmeye ve günaha batmaya devam eder. Oscar Wilde, yargılanırken aleyhinde delil olarak kullanılan bu romanına karşı şunları söylemiş : " Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda... " Her ne kadar Lord Henry karakterinden nefret etsem de kitapta altını çizdiğim tüm cümleler ona ait. Derin anlamlar
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399bin okunma
Reklam
8/10
·168 syf.·
Beğendi
·
2021 9. kitabı
" Hayır. Asla, uykuya dalarken bile olsa artık beni hiçbir şey şaşırtmaz demeyeceğim böbürlenerek. Hayır. Bir yıl geçti, yeni bir yıl daha geçecek ve bu da geçen yıl gibi bir yığın sürprizlerle dolu olacak. Demek ki öğrenmeye boyun eğmek gerekiyormuş. " Üniversiteden yüksek dereceyle mezun olmuş, rusyanın soğuk ve ücra bir köyüne atanmış 24 yaşındaki Dr. Bomgard' ın başından geçenleri anlatıyor kitap. Eserde mesleğine yeni başlamanın getirdiği acemilik, korku ve heyecan çok iyi işlenmiş. Okurken ana karakterin yaşadıklarını ve hissettiklerini kendim deneyimlemiş kadar derinlemesine yaşadım, rusyanın soğuğunu iliklerime kadar hissettim sanki. Genç doktorumuz doktorluğun getirdiği fiziksel ve psikolojik zorluklarla uğraşmanın yanı sıra köy halkının batıl inançlarıyla ve gelenekleriyle uğraşmak zorunda da kalır. Bolşevik devrimi zamanı rusyasında geçen eser aynı zamanda Mihail Bulgakov' un yarı otobiyografik öykülerinden oluşuyor. İçinde sıkça geçen tıp terimlerine karşı kitabın dili sade ve akıcıydı. Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Ayrıca kitabın kendisiyle aynı isimde ( A young doctor's notebook) bir mini dizisi var. Başrolü Daniel Radcliffe canlandırıyor. Kara mizah türünde olan dizisi kitaptaki tadı tabii ki vermiyor, değiştirilmiş bir kaç şey de var. Çok iyi değildi ama çok kötü de değildi, tercihe göre izlenebilir. Özellikle tıp okumak isteyen, bu alana ilgisi olan herkese öneririm, keyifli okumalar dilerim :)
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
" Biz bu çağın fiyakalı kaybedenleriyiz. "
7/10
·267 syf.·
Beğendi
·
2021 6. kitabı
" Her okurun bir kitabı, her kitabın bir okuru, her kitabın bir zamanı, her zamanın bir kitabı vardır " sözü tüm kitaplar için geçerli ancak bu kitap için biraz daha geçerli çünkü kitabı okumak için seçtiğiniz zamana ve ruh haline bağlı olarak ya çok seversiniz ya da hiç sevmezsiniz. Absürt edebiyat sevenlerin seveceği, bu türle yeni tanışacak okurların kitaptan zevk alabilmeleri için uygun bir zaman belirleyip öyle başlaması gerektiğini düşünüyorum. Gelelim kitabımıza, Kitap dört karakterin ağzından anlatılıyor. Benim en sevdiğim karakter ise İbrahim Kurban oldu; " İbrahim Kurban bir yıl kimya, bir yıl tıp bölümünde okudu. Hâlen, güzel sanatlar fakültesinin heykel bölümünde öğrenci. Okulu hiçbir zaman ciddiye almadı. Ve sanırım onun da, benim de asla diplomamız olmayacak. Ailesinin, Etiler' deki villasının çatı katındaki dev bir sigara dumanı bulutunun içinde sabahtan akşama kadar tasavvuf kitapları ve çizgi roman okuyor, bir yandan da acayip deneyler yapıyor. Kitapların üzerine spreyle uygulandığında tozlanmalarını engelleyen ve ıslatmayan bir sıvı hazırlamayı, yapay zekâlı bir bilgisayar robotu yapmayı, saçının rengini günden güne değiştiren bir saç boyası imal etmeyi başardı. " Okurken en çok eğlendiğim kısımlar o mükemmel benzetmelerdi. Hala canım sıkıldıkça açıp o sayfaları okuyup gülümserim. Murat Menteş' ın dili, üslubu, olaylara bakış açısı, hayal gücü gerçekten muazzam. Tüm cümleler zekâ ürünü bir incelikle kurulmuş neredeyse. Kitap sizi alıp uçuruyor desem yeridir. Ayrıca okurken daha önce hiç karşılaşmadığınız ilginç kavramlarla karşılaşmanız da mümkün ( kolombiya kravatı, atipik şizofreni, jamais vu, zenon paradoksu, CIPA hastalığı... ). Sonu biraz alakasız bitmiş gibi geldi ama okuma yolculuğu gerçekten çok eğlenceli bir deneyimdi. Bu kitabı
Dublörün DilemmasıMurat Menteş · April Yayıncılık · 201717,7bin okunma
İki hasta kadar birbirine yakın hiçkimse yoktur
10/10
·112 syf.·
Beğendi
·
2021 13. kitabı
Peyami Safa'nın otobiyografik eseri olan dokuzuncu hariciye koğuşu psikolojik roman türünde alanının en güzel örneklerinden. Kitabın konusu, 15 yaşında isimsiz bir gencin çok küçük yaşlarından beri çekmekte olduğu kemik veremi hastalığı ve bununla gelişen hasta psikolojisi. Kitaptaki betimlemeler, olayın anlatılış biçimi, psikolojik tahliller kitabın capcanlı içindeymişim gibi hissettirdi. Sanki o odanın bir köşesinde bende duruyordum. Cümleler çok güzel yazılmıştı, Peyami Safa'nın üslubu kitaba daha da bağlıyor. Altını çizdiğim bir sürü cümle oldu. Çok keyifli bir okumaydı. Tıpa ve psikolojiye ilgili bir okur olarak kitabı bitirene kadar elimden düşüremedim.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121bin okunma
Hayat öyle bir sinir ağı ki kimlerle sinaps yapacağını asla kestiremezsin...
10/10
·424 syf.·
Beğendi
·
2020 3. kitabı
Serkan Karaismailoğlu, Hacettepe üniversitesi tıp fakültesi öğretim üyesi olmanın yanı sıra ortapia adlı youtube kanalında post-truth çağda limbiğe dokunarak bilimi sevdirme yoluna baş koymuş bir insan. Yazarla yollarımızın kesişmesi birkaç yıl önce ortapia kanalını keşfetmem ile oldu. Sinirbilime ve insan fizyolojisine olan ilgimi filizleyen kişidir. Kendisiyle kitap fuarında tanışma fırsatı da yakaladım. Nöronları dert görmesin, iyi ki var denilecek şahıslardan. Gelelim kitabımıza, yazarın tanımıyla bu bir nöro-roman, yani sinirbilimsel bulgu ve gerçeklerin belli bir kurgu ve hayali karakterler eşliğinde okuyucuya sunulduğu bir roman türü. Günlük hayat işlerinin, hislerimizin, olayların bilimsel bir bakış açısıyla anlatılması bana okurken zevk veren unsurlardandı. Bu cümle demek böyle de anlatılabiliyormuş dedirtti. Kitabın isminin anlamına gelirsek, beyin dokusunu ve omuriliği çevreleyen, içten dışa doğru sırasıyla pia mater, arachnoit mater ve dura mater olmak üzere üç tane beyin zarı vardır. Pia mater de bir üçlemenin ilk kitabı anlayacağınız. Kitabı başladığım gibi bir çırpıda okuyup bitirmiştim. Çok sürükleyiciydi. Karakterlerin isimlerinin alışılagelmedik olması ayrıca hoşuma gitti. Alef karakterinin sinestetik olması sinesteziye hayranlıkla bakan benim için çok güzel bir detaydı, karaktere hemen kanımın ısınmasında da çok büyük etken oldu. Tesla da bir başka çok sevdiğim karakter. Kitabımızın konusu kısaca Tesla' nın bilinmeyen bir adamdan mektup alması, ablası Meryam' ın da hayatı hakkında bir gerçeği öğrenmesi üzerine başlayan olaylar silsilesi diyebilirim. Sonrası aşkın, maceranın, gerilimin ve bilimin harmanlanmış bir romana dönüşmesi. Bir de bunların yanında belirsizlik duygusu işleniyor kitapta. Çokça düşünmeye itmişti beni. Sonuç ne kadar kötü
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919bin okunma