Rabia Güler

Rabia Güler
@Galibra
Çeal’19 / Akdeniz Hukuk
16 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·100 syf.··
2021 4. kitabı
Barış Bıçakçı ile ilk tanışma kitabımdı bayılarak okudum. Muhteşem imgeleri beni benden aldı. Söylediklerinin ifade ettiği derinliği düşünmek, bir satırı okuduktan sonra bir kaç saniye durup düşünmek çok güzeldi. Rıfat karakteri hayatın dışına itilmiş gibi ama bizzat kendisi hayatın dışında olan, kitaplara düşkün bir karakter. Sevdim Rıfatı :) İlerde bir gün cesaretim olursa -ve de eğer buna değecek kalemim varsa - yazmak istediğim tarzda bir kitabı okur gibi oldum. Ufak tefek kendime uzak hissettiğim cümleler de vardı ama çok huzurlu bir okumaydı. Elimi uzattığımda kitaplığımdan alabileceğim yakınlıkta bir kitaptı. Teşekkürler Barış Bıçakçı, diğer kitaplarınla en kısa zamanda tanışmak istiyorum. Keyifli okumalar sayfalarda kaybedin kendinizi :) * Yani her şey boşa mı gidiyor, boşuna mo yaşıyorum? * ... kendi iradesi dışında bir kuvvetin her şeyi değiştirmesini bekliyor manifaturacı. * Kendi içimde bulamadığım güzelliği dışımda arayarak, bu koca gövdem ile hala koşturup duruyorum.
Edebiyat
Seyrek YağmurBarış Bıçakçı · İletişim Yayıncılık · 20212,773 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·192 syf.··
2021 3. kitabı
Bu kitabı ilk kez 6.sınıfta okumuştum. Kitabı bitirdiğim an hissettiğim duygular hala hatırımda. / İnsanın aradığı şey her daim en yakınındadır. İnsan dönüp dolaşıp başladığı noktaya geri gelir. Başladığı noktadadır onun hazinesi. Bunca zaman gözü önünde durmuştur da fark etmemiştir. / Tam olarak bunları düşünmüştüm o yıllarda. Şu anda da bu düşüncelere katılıyorum ama eksiği var. Yapılan yolculuğun ne denli kıymetli olduğunu o zamanlar fark edememişim. Önemli olam netice değildir, yolda verilen mücadeledir. O yıla çıkmadan bilemezsin neyi aradığını. Ben de kitaptaki karakter olan o çoban gibi yoldayım, seyahat ediyorum. Yer yer fiziksel ama genellikle iç dünyama doğru seyahat ediyorum. Kral Melkisedek benimle konuştu mu, ne zaman konuştu bilmiyorum ama kendi kişisel menkıbemi aradığımı çok iyi biliyorum. Henüz arıyorum, gerçekleştirme aşamasına da geçeriz inşallah bir gün :) Kitapta beni etkileyen bir diğer husus da çobanın yüreğini dinleyişleriydi. Derler ya hep yüreğinin sesini dinle diye. Bunca zaman onu dinleyerek yaşamış da hiçbir hayrını görmemiş biri olan ben, bir süredir yüreğimi dinlemeyi bırakmıştım. Zira akıl her şeyin en doğrusunu biliyor. Buradaki diyalog ise ” Yüreğinin sesini; o sana baskın yapamasın, ona hazırlıklı ol” diye dinle diyor. Bu yaklaşım bana başka bir evrenin kapılarını açtı resmen. Yüreğimi dinleyeceğim, ne hissettiğini bileceğim ki bir gece yarısı beni bir ara sokakta sıkıştırıp ölümüne pataklamasın. Ey deli gönül konuş dinliyorum ama sanma ki dinlediklerim yoluma referans olacak. Madem ki ayrılamıyoruz hazırlıklı olayım sana. Her zamanki gibi kitaptan çok bende bıraktığı izlenimi anlattım :) Konusu her yerde yazıyor zaten dostlar, mesele bizde yaşattığı duygular. Son olarak kitapçık akıcı ve sade. Düşünüyorum da demek ki bu sebeple
Edebiyat
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,9bin okunma
Puan vermedi·632 syf.··
2021 2. kitabı
Hayatta hep tek başına olan Jane Eyre’nin ayakları üstünde dimdik, ilkelerine bağlı bir şekilde yaşamaya çalıştığını görüyoruz kitapta. Aşık olduğunda mantığını nasıl dinlenmeye çalıştığını, ne kadar yoğun duygular yaşarsa yaşasın hayatına devam etmeye çalıştığını, her ne olursa olsun bağımsız bir kadın olmak için verdiği mücadeleyi okuyoruz. Beni son derece şaşırtan ise kitabın 1847 yılında yazılmış olmasına rağmen kendini günümüz insanına bu kadar yakın hissettirişi. Demek ki aradan yüzyıl geçse de insan yine aynı insan, aynı duygular çerçevesinde dönüp duruyor. Öyle bir dönemde karşılaştık ki seninle Jane aramızda bir bağ kuruldu sanki. Kimi duyguların esiriyken yaşamaya devam etmek ne kadar zor olursa olsun ilkelerimize bağlı halde, mantığımızla kendimizi yargılayarak hayata devam etmek... Bunu gördüm sende Jane. Acı çeksek de yanlış hissettiklerimizi terk ederek yolumuza devam edip kendimizi gerçekleştirmeliyiz. Yolun bir noktasında mutluluğu bulan Jane, umarım var olan bu mutluluk yalnızca roman karakterlerine özgü değildir. • Sevgini, ruhunu ve bütün benliğini böyle bir armağanı istemeyen ve onu küçümseyen biri yüzünden heba etmeyecek kadar onurlu ol. / Bu cümleler beni çok fena çarptı. Sevgimizi değmeyecek insanlar için harcamayalım dostlar. Umarım bunu başarabiliriz. Keyifli okumalar
Jane EyreCharlotte Brontë · Yabancı · 201742,3bin okunma
Puan vermedi·204 syf.··
2021 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2021 14:37
Uzun zamandır bu kadar tat aldığım bir kitap okumamıştım. O kadar akıcı ki insan elinden bırakamıyor. Muhteşem bir olay örgüsü var, tahmin edemiyorsun neler olabileceğini, şaşırıp kalıyorsun. Ayrca sayfaların arasına serpiştirilmiş mizaha bayıldım. Trajikomik bir mizah :) * Aynı zamanda kitap hızlı bir şekilde akmasına rağmen aralarda duraklatıyor insanı. Öyle bir şey anlatmış ki yazar, durakalıyorsun o cümlede, kitabı elinden bırakıp uzun uzun düşünme ihtiyacı hissediyorsun. ** Özellikle syf 108. ( kendime not : sindiremeyen kadar oku Galibra ) Kitaba dair üzüldüğüm bir nokta Böyle Buyurdu Zerdüşt kısmındaki imgeleri, yazarın ne anlatmak istediğini vs anlayamamak oldu. Harika bir okumaydı herkese tavsiye ederim. Ey 2021 ! Umarım yılın ilk kitabı kadar keyifli günler yaşatırsın :) * “ O doğuştan araba yıkayıcısıydı. Ne var ki hayat onu bakkallığa mahkum etmişti; pek çok müthiş kabzımalı milletvekilliğine mahkum ettiği gibi. Sistem yetenekleri heba ediyordu. “ ** “ Evet itici bir görünüşe sahipti ama netice itibariyle dünyada yaşayan bütün insanlar itici hatta kötü değil miydi? Varlığımızı sürdürebilmek için kötü olmak zorundaydık. “
Edebiyat
Oğullar ve Rencide RuhlarAlper Canıgüz · İletişim Yayınları · 202013,2bin okunma
Puan vermedi·318 syf.··
2020 4. kitabı
Hermann Hesse insanın ruhunu sanki avuçlarında tutuyormuşçasına net tarif edenilen bir kaleme sahip. Onun yazdıkları arasında dolaşırken bir anda kendinizi bulabilir, içinizin en derinlerinde var olan ama daha önce var olduğundan haberdar dahi olmadığınız birçok şeyi fark edebilirsiniz. Kitaplarının genelinde -okuduklarımdan yola çıkıyorum- karekterler bir arayış içindedir. İstersek buna huzur arayışı, istersek mutluluk arayışı diyelim. Nasıl isimlendirirsek isimlendirelim hiç bitmeyen hep var olan bir arayışı görürüz. Narziss ve Goldmund kitabında bu arayışı “kendini gerçekleştirmek” şeklinde görmekteyiz. Manastırda eğitim gören Goldmund, dostu Narziss’in kendinde uyandırdığı bir hisle dünyayı dolaşmaya başlar. O artık göçebe bir yaşam sürmektedir, dünya ayaklarının altında uzanmakta, kendisini çağırmaktadır. Narziss’in temsil ettiği ussun tam zıttı olan hazlarıyla duygularıyla var olan Goldmund ordan oraya sürüklenir, insanları gözlemler. Kimi zaman mutlu olur, kimi zaman da derin acılarla boğuşur. Ölümle karşılaşır, ölümün mütemadiyen hüküm sürdüğü topraklarda yol alır, yoluna devam eder yaşar ama yok oluştan korkar. Her şeyin bir sonunun olduğu bu dünyada kendinden geriye bir iz kalsın ister. Gördükleri, hissettikleri kendisiyle yok olmasın, ölümünden sonra da var olsun ister. Tanrı’yı sorgular, düşünür durur Tanrıyı. Tanrı varsa bunca acı neden var dercesine düşünür. Hermann Hesse kitabın bu noktalarına birtakım felsefi kesitler yaymış. Goldmundun zihniyle felsefenin hep sorduğu soruları soruyor ve irdeliyor. Goldmund’un yolculuğunu izlediğimiz bu kitapta en belirgin olarak hissedilen şey zıtlıkların birbiriyle iç içe geçişi. Us olmadan hissin ne anlamı var ki! Hem insan ussu da hissi de içinde bir yerlerde yan yana taşımaz mı ? İçimizde savaşıp duran
Edebiyat
Narziss ve GoldmundHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20251,818 okunma