Denilir ki, dışadönük insanlar içedönük insanlardan daha mutsuzdurlar ve bundan dolayı bunu kendilerine mutlu ve neşeli olduklarını ve hayattan keyfaldıklarını ispatlayarak dengelemek isterler.
Bu noktada milyonlarca insan pes etmiştir bile. Ne canları sıkılıyordur, ne de ağlıyorlardır. Hiçbir şey yapmıyorlardır artık, zamanın geçmesini beklemekten başka. Tepki verme yetilerini kaybetmislerdir.
Sense üzgünsün. Bu da, ruhunun ölmediğinin kanıtıdır.
Işık savaşçısı bazen iki farklı yaşamı aynı anda yaşadığını düşünür. Birinde yapmak istemediği ne varsa, yapmaya zorlanmakta, inanmadığı fikirler için savaşmak zorundadır. Ama başka bir yaşamı da vardır, onu rüyalarında keşfeder, okuduklarında, kendi gibi düşünen insanlara rastladığında.
Savaşçı iki yaşamının da birbirine yaklaşmasına izin verecektir. "Yaptıklarımla yapmak istediklerimi birleştiren bir köprü var", diye düşünür. Yavaş yavaş rüyaları rutini galebe çalar, ve sonunda anlar ki, her zaman arzu ettiği için artık hazırdır. Sonra sadece biraz cesarete ihtiyaç vardır - ve iki yaşamdan bir tek yaşam oluverir.