Gamax

Gamax
Okurun kav­rayış kapasitesine göre kitapların kendi kaderleri vardır -Hiçbir şey doğru değil, her şey mübah- #Comme ci, comme ça#
"Ne düşünüyorsun şu anda? Çok sessizsin?" "Ama sen de sessizsin." "Çünkü sen düşünürken seni dinlemeye (ve çözüp anlamaya) çalışıyorum."
Reklam
Çalışmak zorunda olmasaydın ne yapardın?
"İlle de çalışmak mı istiyorsun?" [...] "Çalısmak mı istiyorum? İlle de? Çalışmadan sürdürülen bir yaşam hayal edebiliyorum kendim için. Ama soru aslında şöyle olmalı: ille de çalışmak zorunda mıyım? Ve buna verilecek cevabım - evet. Çünkü yiyecek ve giyecek almam ve kirayı ödemem gerekiyor. Bu kadar basit." [...] "Diyelim ki çalışma zorunda olmayacak kadar yeterli paran/geçimin var: Zamanını nasıl geçirirdin? Tüm gün ne yapardın?" "Hmm, çok okurdum, bilhassa kalın kitapları. Çalışan bir insan olarak ne zaman vakit bulursun ki Niteliksiz adam, Ulysses veya Savaş ve Barış gibi kitaplar okumaya? Belki yatmadan önce. Ama ancak iki sayfa okursun, sonra yorgunluktan gözlerin kapanır. Düşünsene, Shakespeare'den hiçbir şey okumadım. Bir rezalet bu. Çok çalışan hemen hemen hiç okumaz. Sonuç olarak aptallaşır insan. Kendimde görüyorum. Genel kültür bilgim eksiliyor her sene artacağı yerde. Mesela gök neden mavidir bile bilmem. Bir zamanlar biliyordum ama uzun zaman oldu. Platon'un mağara alegorisini de izah edemem sana şimdi. Aptallaşıyorum, çünkü işten başka bir şey yok kafamda.
Sayfa 102·Kitabı okudu
"Şimdi evime gidelim" dedi, "kurulanalım ve üstümüzü değiştirelim. Sonra sana lokalimi göstereyim. İster misin?" "Evet, ve acıktım da." "Taze aşıklar acıkmaz."
Sayfa 65·Kitabı okudu
Maziye olan hasretimin sebeninin ne oldugunu kendime hiç izah edemedim. Daha çocukken, yaşlı insanlar çekerdi beni hep. En hoşuma giden şey, kendi anılarını yoklamaları ve eski harika zamanlardan bahsetmeleriydi, o eski zamanlar ne kadar kötü olursa olsun.
Henry Miller'in dediği gibi: Dünya güzel bir kadını aç bırakmaz.
Reklam