Kitaba başlamadan önce bilim kurgu kitaplarının başyapıtlarından birisi olduğunu biliyordum. Açıkcası 21.yüzyılda 19.yüzyılda yazılmış olan bilim kurgu kitabını okumanın beni tatmin edeceğini düşünmemiştim. Tabii ki bitirene kadar.
Romanda zaman makinesi yapan bir zaman gezgininin 812701 yılına gidip geldikten sonra çevresine anlattığı hikaye yer alıyor.
Bu geçen süre zarfında beklediğimiz gibi saniyede binlerce km hızla giden araçlar, farklı gezegenlere yerleşimler yok. Bunun aksine insanlığın bile ikiye bölünmüş halini görüyoruz. Eloiler ve Morlocklar.
Eloiler, gün ışığında yaşayabilen insansı otobur varlıklar. Bunları köleler, uşaklar, ayak altı iş yapan kısaca kapitalist sistem piramidinin en altında kalan insanlar olarak düşünebiliriz.
Morlocklar ise karanlıkta yaşayabilen horlaksı etobur varlıklar. Bunlar ise piramidin en üstünde yaşayan zengin ve elit kesim.
Morlocklar zamanında hayvanları avlayıp yemişler fakat hayvan kalmayınca gözünü eloilere dikmişler. Eloiler ise hiçbir şeyden habersiz gün ışığında dışarı çıkıp dans ederler ve zeka seviyesi çok düşük oldukları için korkuyu unutmuşlar. Yazar burada eloileri inek sürüsüne benzetiyor.
Çok güzel eleştirilerin olduğu güzel bir bilim kurgu kitabı.