Kitaba Dair
Yabancı- kısa ama etkisi uzun süren bir kitaptı. Olaylar çok büyük ya da heyecanlı görünmese de, insanı sessizce kendi içine çeken bir tarafı vardı.
Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, hayatın aslında ne kadar sade ve kaçınılmaz bir akışa sahip olduğu düşüncesiydi. Ölüm, ilişki, yalnızlık, birinin hayatımıza girip çıkması… Bunların hepsi yaşamın doğal bir parçası. Meursault da bunları çoğu insan gibi büyütmüyor; olanı olduğu gibi kabul ediyor. Annesinin ölümü, bir ilişki, işlediği suç… Hepsi onun hayatında yaşanıp geçen şeyler gibi duruyor.
Belki de onu insanlara bu kadar yabancı yapan şey, duygusuz olması değil; hissetmediği bir şeyi sırf toplum bekliyor diye göstermemesi. İnsanlar çoğu zaman acının nasıl yaşanması, sevginin nasıl gösterilmesi gerektiğine karar veriyor. Ama Meursault, bu beklentilere göre yaşamıyor; ne hissediyorsa onun içinde kalıyor.
Bu kitap bana şunu düşündürdü: Belki de insanı en çok yalnızlaştıran şey, duygusuz olmak değil; herkes gibi hissedememek ya da hissettiklerini onların beklediği şekilde gösterememek. Hayat bazen düşündüğümüz kadar büyük anlamlar taşımıyor olabilir; ama belki de onu ağırlaştıran şey, bizim ona yüklediğimiz anlamlardır.
Bazen insanı yabancı yapan, hissetmemesi değil; hissettiğini dünyaya onların istediği gibi göstermemesidir.