"Toprağın avucunda kireç badanalı bir evdi. Pencerelerinin her biri ayrı bir bahçeydi. Ağaçlar mı ırgalanırdı, rüzgâr mı camlarda soluklanırdı, yoksa biz lambaya baka baka pervaneye mi dönerdik, bilmiyorum. Bir baş dönmesiyle gövdemiz rüyalardan da ötelere giderdi. Belki de sevmeyi o baş dönmesiyle öğrendik. Yoksulluğun insanı iyilik duygusuyla sarmaladığı zamanlardı. Biz güldükçe kireç badanalar bembeyaz köpürürdü. "
Yalnızlık, ah o canımızla çerçeveli kapımız, penceremiz. Ey anıların dalsız gölgesiz günbatımı.. bilmem ki bir gün açılır mısınız zamanın gök bahçelerine.