Fakat sığ aydınlanmacılar, kendi küçük akıllarını öylesine kutsallaştırmışlardır ki Tanrı'nın olmadığına inanmayı daha gerçekçi bulmaktadırlar. Tanrı vardır diyenleri 'bana saldırıyor' iddiasıyla suçlayan bazı sığ aydınlanmacıların, muhataplarını gericilik iddiasıyla damgalayarak kendi yaşam alanlarını genişletmeye çalıştıkları da şahit olduğumuz toplumsal bir gerçektir.
İnsanın yaratıcıyla ve toplumla bağını kopartan modernizm, onu çıkarı peşinde koşan bir varlığa dönüştürdü. Bu durum, beraber yaşama bilincini yok ettiği için toplumda bireysel değil, bireyci insanlar oluştu. Bugün, eşyayı tahrip eden, şiddeti önemsemeyen, zevklerin peşinde koşmayı doğrulayan felsefeden, yani hümanizmden kaynaklanan sancılar çekilmektedir.