Doğumla başlayıp ölene de ilerlediğimiz bir serüvende Martin içini aydınlayacak bir ışık olduğunu biliyor ama ona nasıl ulaşacağını bilmiyor. Aramaya nerden başlayacağını, içindeki aydınlığı bulmuş olanlardan yön isteyerek ve aynı zamanda hayat amacını bi aşka bağlayarak başlıyor. Ama hesaba katmadığı şey onlara benzemiyorken, onlara benzeyince daha mutlu olacağını düşünmesi. Nitekim içindeki aydınlığı bulduğunda her şeyini kaybediyor çünkü aydınlık onun düşündüğü gibi onu mutlu etmiyor. Aslında aydınlığını bulmuş olanların o aydınlığa yaklaşmamış olduğunu sadece biraz cilalandığını acı şekilde görüyor. Bu kadar hızlı bir aydınlanma ona şan şöhret istediği ne varsa getirse de, gördüğü gerçekler yaşam enerjisini götürüyor. Belki daha yavaş arasaydı her şey daha farklı olabilirdi ama o duramayacak kadar çok istiyordu. 12 yıl önce okumuştum ama şimdi bambaşka cevaplar bularak bi kere daha okumuş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Okumayan herkes okumalı.