Gamzenur Turgut

Gamzenur Turgut
@Gamzenurturgut
“İnsan gençken -ben gençken- duygularınızın kitaplarda okuduğunuz duygular gibi olmasını istiyorsunuz. Onların yaşamınızı altüst etmesini, yeni bir gerçeklik yaratmasını ve tanımlamasını istiyorsunuz. Sanırım daha sonraları, onların daha ılımlı bir şeyler, daha pratik bir şeyler yapmasını istiyorsunuz: onların yaşamınızı şu anda ve geçmişte olduğu gibi desteklemesini istiyorsunuz. Onların size her şeyin iyi olduğunu söylemesini istiyorsunuz. Peki, bunda yanlış bir yan mı var?”
Sayfa 119·Kitabı okudu
Reklam
Dışarı çıkmak, terk etmek, gitmek ve takip etmek gerekir. Her yerde sizi izleyen, kuşatan, eleştiren insanlar olduğunu hissederek telaşla yürürsünüz, ama yanınızdaki ve size karşı olan kalabalıklara rağmen, onlara karşı yürümeye devam etmek zorundasınızdır. Deliliğe yönelik ısrarcı bir karar, yalnızlığın azametli fethi olarak yürümek. Orada her şeyin kıvılcım saçtığını, işaret verdiğini, seslendiğini görürsünüz. Nerval bir yıldızın büyüdüğünü, ayın çoğaldığını görmüştü. Yürümek deliliğini olgunlaştırıyordu. Deliliği tamamlıyordu çünkü yürürken her şey mantıklı hale gelir: Bacaklarınız ağırlığı taşır ve “Tamam işte bu” diye düşünürsünüz, “ oraya gitmeliyim, orası güzel.” Başkaları aylaklık ettiğinizi düşünür, halbuki söz konusu olan bir fikri, sizi sürükleyen, ileri taşıyan bir fikri izlemektir. Sözcükler dudaklara geliverir; yürüdüğünüz gibi konuşursunuz. Her şey sahicidir. Yürümek faal melankolinin bir parçasıdır.
“İşleri yaratanın da yüklenenin de kendimiz olduğunu gayet iyi anlayıp onlarla uğraşmaktan ve onlar tarafından alıkonmaktan kurtulacağımız bir gün elbet gelecek. Çalışmak: birikim yapmak, hiçbir kariyer fırsatını kaçırmamak için hep pusuda beklemek, bir mevkiye göz dikmek, iş yetiştirmek, rakipleri düşünüp endişelenmek. Bunu yap, şunu görmeye git, öbürünü davet et: sosyal ilişkilerde baskılar, kültürel modalar, iş yoğunluğu… Her zaman bir şeyler yapmak, peki ya “olmak”? Bunu sonraya bırakırız çünkü hep daha iyisi, daha acili, daha öncelikli olanı vardır. Var olmak yarına kadar bekleyebilir. Ancak yarın da öbür gümün işlerini getirir. Bitmeyen karanlık bir tünel. Ve buna yaşamak derler.”
Sayfa 78·Kitabı okudu
…yürüyerek benliğinizle buluşmaya gitmezsiniz. Burada mevzu, kendinizi yeniden bulmak, otantik bir ben veya kayıp bir kimliğe yeniden kavuşmak için eski bağlardan kurtulmak değildir. Yürüyerek kimlik fikrinin kendisinden, biri olma, bir isim ve hikayeye sahip olma isteğinden kaçarsınız.
“Öfke içinde büyüyoruz. Oturduğumuz semte, sokağa, odalara, eşyalara, kış aylarında güçlükle ısıttığımız, eskimiş, ortası çukur pamuk yataklara öfke duyarak büyüyoruz. Yaşam yalnızca sokaklarda. Bir canlılık var sokaklarda. Güzel olan, gerçek olan, kentin insanları, kalabalık, dış dünya. Dış dünyanın insanın kulaklarına varan uğultusu. Diğer ülkeleri aşan, batıda bir okyanusa, doğuda başka bir okyanusa varan uğultu.”
Reklam