"Anılarını ustaca bir yerlere saklasan, iyice derine gömmüş olsan bile, o anıları yaratan geçmişi silemezsin" dedi. "Bunu aklında tutsan iyi edersin. Geçmişi ne silebilirsin, ne de yeniden inşa edebilirsin. Çünkü bu, senin varlığını silmekle aynı şey olur."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bunu yapmayı sürdürürken, vücudunun merkezine yakın, soğuk, donmuş toprak gibi sert bir şeyin; yıllar geçse bile erimeden vakur sertliğini koruyan bir özün varlığını fark etti. O soğuk özü, kendisinin o andan sonra yavaş yavaş eritmesi gerekecekti. Zaman alabilirdi. Üstelik o donmuş toprağı eritebilmek için, Tsukuru'nun başka birinin sıcaklığına ihtiyacı vardı. Kendi vücut ısısı bunun için yeterli değildi.
İnsanların yürekleri arasındaki bağ yalnızca uyum üzerinden oluşmuyordu. Aksine, bir yaradan diğerine daha derin bağlar oluşuyordu. Acı acıyla, kırılganlık kırılganlıkla yürekleri birbirine bağlıyordu. Elemli çığlıklar olmadan suskunluk, kan toprağa akmadan affediş, insanın içini lime lime eden kayıplardan geçmeden kabulleniş mümkün değildi. İşte bu, gerçek uyumun kökünde var olan şeydi.