Quid est veritas? Yaşama ve Öğrenmeye dair her şey!
Uludağ Üniversitesi
Hala Öğrenmeye çalışıyor;
Tarih, Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler, Bilim Kurgu ve Şiir...
Peki, nasıl bir sorumluluktu burada söz konusu olan? Romanlardaki gibi kahramanca duygular uyaran türden değil, şıradan, günlük hayattaki sorumluluktu. Var olanı korumak ve ona sahip çıkmaktı! Geleneklere bağlılıktı! Sıradan hayat tarzlarını sürdürmeyi becermekti. Birlikte yasamanın kurallarının bozulmamasını sağlamaktı. Var olan ve kanıtlandığı bilinen şeyleri muhafaza etmekti. Hayatın kendisine, duygulara, topluluğun ortak iradesine ve ortak hafızasına el sürdürmemekti! Kuşkuları, var olanı yıkmaya yönelik talepleri, hırsa dayalı arzuları ve bireysel sorumsuzlukları reddetmekti! Onun açısından "tevazu göstermek" ve "feragat etmek" gibi özellikler en eski ve en güçlü anlamlarıyla hâlâ geçerliydi. Dini kurallardan daha güçlü ve daha doğrudandı etkileri.
Para peşinde koşan, hayatın zevklerini, iktidarı ve gücü eline geçirmeye çalışan bu büyük, bu suçlu, bu hastalıkı şehre baktı.
Hem ne kadar tanıdık hem de ne kadar meçhuldü bu şehir! Bir yandan düşünce, moda, bilim, ticaret ve ekonomi kanallarından Batı'yla sıkı bir ilişki içindeydi. Orada hep yeni biçimler keşfediyor, bu yeni tarzları beraberinde getiriyor, özümsemeye çalışıyordu.
Bunu biraz başarıyor, biraz da başardığını sandığı halde üzerinę tam oturtamıyordu. Bir yandan pejmürdeydi, diğer yandan ise Avrupa’daki son modaya göre takıp takıştırıyordu.
Nehrin sol tarafında çimentodan dökülmüş dev beton binalarla yeni Şehir duruyordu. Bu taştan çölde para peşinde koşan, huzursuz insanlarla, kuşkularla doluydu.