Kul Vahad profil resmi
Kul Vahad kapak resmi
Quid est veritas? Yaşama ve Öğrenmeye dair her şey!
Uludağ Üniversitesi
Hala Öğrenmeye çalışıyor;
Tarih, Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler, Bilim Kurgu ve Şiir...
Üniversite
Malatya, 1 Ocak 1974
Erkek
120 okur puanı
01 Tem 2018 tarihinde katıldı.
Quid est veritas? Yaşama ve Öğrenmeye dair her şey!
Uludağ Üniversitesi
Hala Öğrenmeye çalışıyor;
Tarih, Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler, Bilim Kurgu ve Şiir...
Üniversite
Malatya, 1 Ocak 1974
Erkek
120 okur puanı
01 Tem 2018 tarihinde katıldı.
  • Kul Vahad paylaştı.
    Koşarsın koşarsın da varamazsın hani; içindeki umut, varamadığın kadar büyür. Sen bakarsın ışıltıyla. İleriye uzanırsın (uzanmak istiyorsun yalnızca), uzandıkça da kolların uzar babam uzar... Gene de boşluğu avuçlarsın hep; düşünü düş yapan boşluğu...
  • Kul Vahad paylaştı.
    ... susa susa ağızları yüzlerinden silinmiş ve yalnızca göz biçimine dönüşmüş kapkara ve uzak insanlar.
  • Kul Vahad paylaştı.
    Bir kez öfkelendim her gün bir kez sordum kendime neden bu kadar bağlandın.
  • Kul Vahad paylaştı.
    Bana en yakın uzaklık sendin!
  • Kul Vahad paylaştı.
    Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun.
    Lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok
    burada dursun.

    Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem
    zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!

    Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri
    eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.

    Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim
    kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.

    Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve
    çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.

    Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak,
    o inat neyse sen osun.

    Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa
    nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak,
    aklında bulunsun.

    Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor,
    ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.

    Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir
    okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N’olcak ki,
    bırak patronlar seni kovsun!

    Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça,
    (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.

    Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki
    çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat
    midene dostluk olsun.

    Şuraya Youtube’dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama
    müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.

    Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına
    yandığım, kırkına birden deva olsun.

    (Fakir Kene, 2016)
  • Kul Vahad paylaştı.
    Film çokbiçimli bir sanattır. Sınırlı bir anlamda film görsel sanattır, ama aynı zamanda anlatımsal sanat, dramatik sanat, kinetik sa­nat, işitsel sanat, performans sanatı, vs. olduğu da söylenebilir. Birden çok algı kanalı üzerinden -optik, işitsel, hatta dokunsal- ve birden çok gösterge sistemiyle iletilir. Bir sanat biçimi olarak filmin en büyük gü­cü de budur.
  • Kul Vahad paylaştı.
    Geleneksel toplumlarda davranışların çoğu diğer insanların beklentilerini karşılamak için yapılır. Dostlar, düşmanlar ve insanın önem verdiği diğer kişiler, onun benliğini biçimlendirirler. Çağdaş toplumlar ise insanın varoluşundan haberdar olabilmesine ve kendi iç yaşantısı doğrultusunda davranmasına öncelik tanır. Bir başka deyişle, bir insanın gerçek kimliği, yaşadığı olayların ne olduğuna değil, o olayların kişi tarafından nasıl yaşandığına göre belirlenir. Kendisini geleneksel değerlerle yönetmeye alışagelmiş insanlar birden bundan yoksun bırakılıp kendi varoluş sorumluluğu ile yüzleşmek zorunda kalırsa “kimlik bunalımı” denilen olgunun yaşanması da kaçınılmaz olur.
    Engin Geçtan
    Sayfa 27 - Metis Yayınları
  • Kul Vahad paylaştı.
    216 syf.
    ·Puan vermedi
    İslâm siyasî düşüncesiyle ilgili çalışmaların sayısı nedense çok değildir. Bu alanda yazılmış sayılı birkaç eser dışında, okuyucu büyük güçlüklerle karşılaşır. Üstelik eldeki çalışmaların yaklaşım tarzları veya inceleme dönemlerinin sınırlılığı da gözönüne alınırsa, güçlükler daha da artar.
    İslâm siyasî düşünce tarihinin yazılması için yapılacak ilk işlerden biri, siyaseti doğrudan veya dolaylı olarak konu edinen literatürün belirlenmesi olmalıdır. Bu konuda, ne yazık ki, Bursalı Mehmed Tahir’in, Siyasete Müteallik Âsâr-ı İslâmiyye adlı risalesinden başka herhangi bir çalışmaya rastlanmaz. Bu alanda yapılacak ciddi bir çalışma, siyaset alanındaki literatür zenginliğini ortaya çıkarmaktan ayrı olarak, siyasî düşünce tarihinin pek çok meselesinin aydınlanmasına da yardımcı olacaktır. İbnu’n-Nedim’in Fihrist’i, Kâtip Çelebi’nin Keşfu’z-Zunûn’u ve Elyas Serkis’in Mu‘cemu’l-Matbû‘âti’l-Arabiyye’si gibi, biyo-bibliyografik eserler böyle bir çalışmanın temel başvuru kaynakları olmalıdır. Bu konuda, ayrıca siyaset, tarih, dil ve edebiyatla ilgili tez çalışmalarından da yararlanılmalıdır.
    İslâm siyasî düşünce tarihinin yazımıyla ilgili olarak ele alınması gerekli meselelerden ikincisi, bu düşüncenin etkileşimi ve özgünlüğüdür. İslâm siyasî düşüncesinin Hind, İran ve Yunan siyasî düşüncelerinden etkilenmesi, bununla birlikte siyasî düşünceye yaptığı özgün katkılar belirtilmelidir. Bu konuda, hem genel İslâm siyasî düşüncesindeki, hem de siyasî düşünür ve akımların düşüncelerindeki etkileşim ve özgünlük noktaları, ayrı ayrı incelenmelidir. İslâm siyasî düşünce literatüründeki pek çok eserde, Aristo’ya nisbet edilen Sırru’l-Esrar’ın, İbnu’l-Mukaffa’nın el-Edebu’l-Kebîr ve el-Edebu’s-Sağîr adlı eserlerinin açık etkisi görülür. Kimi eserler ise, bu ikisini birleştirici bir çizgidedir. İslâm siyasî düşüncesinin özgünlüğünü belirleyebilmek için, sözkonusu eserlerden ayrı olarak, -Eski Yunan siyasî düşüncesiyle ilgili özellikle Platon ve Aristo’nun yazdığı— eserlerden de yararlanılmalıdır. Bu konu işlenirken, Kur’ân-ı Kerîm’in özellikle Hz. Mûsâ, Hz. Süleyman ve Hz. Davud’la ilgili âyetleri bağlamında, toplum, siyaset, iktidar ve devlet konularına dair âyetleri ile aynı konularla ilgili sünnet de gözden geçirilmelidir.
    Klasik dönem İslâm siyasî düşüncesinin daha çok devlet başkanlığı (hilâfet, imâmet) konusu üzerinde yoğunlaştığı doğrudur. Bu yüzden, İslâm siyasî düşünce tarihi yazılırken, klasik dönemdeki bu yönelişin kökeni ve temeli de incelenmeli ve gözönünde bulundurulmalıdır. Ancak, siyasî iktidar, siyasî kuruluşlar ve organlarla ilgili olarak yazılanlar da ihmal edilmemelidir. Yakın dönemler İslâm siyasî düşüncesinde ise temel meseleler; yönetim biçimi, demokrasi, sosyalizm ve laiklik olmuştur.

    İslâm siyasî düşünce tarihinin yazımında yararlanılacak ikinci sıradaki kaynaklar, düşünürler ve akımlarla ilgili genel nitelikli monografiler ile özellikle siyasî düşüncelerini konu edinen —bazılarını dipnotlarda saydığımız— incelemelerdir. Bu türden çalışmalar, şüphesiz ki ikinci elden kaynak grubuna girer. Ancak, bu çalışmaların incelenmesi, düşünürlerin ve akımların değerlendirilmesi ve yorumuyla ilgili bazı önemli ipuçlarını verdiği gibi, daha önce işlenmiş bazı hataların tekrarlanmasını da önler. Genel bir İslâm siyasî düşünce tarihi yazmak için, bellibaşlı siyasî düşünürler ile akımların düşüncesiyle ilgili bağımsız çalışmalar son derece önemlidir.

    Fârâbî’den Abduh’a Siyasî Düşünce aslında Platon’dan Muhammed Abduh’a kadar geçen dönemdeki düşünürleri ele alan bir kitabın, sadece giriş ve İslâm siyasî düşüncesi bölümlerinden ibarettir. Siyaset konusunda, fikir üretmiş en seçkin düşünürleri ele alan yazar; her düşünürün hayatı ve siyasî düşüncesinin oluşumu, siyasî düşünceye yaptığı katkılar başlıkları altında, düşünürün kendi eserlerinden alıntılar ve çözümlemelerle konuları işlemektedir.
  • Kul Vahad paylaştı.
    Melankoli nöbetleri, hayaller ve iç çekmeler,
    Arzular ve gözyaşları zavallı âşıkların kaderi.
  • Kul Vahad paylaştı.
    356 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Türk edebiyatının en önemli şairlerinden Yahya Kemal Beyatlı’nın(1884–1958) sağlığında hiçbir kitabı yayımlanmamıştır. Çeşitli süreli yayınlardaki yazı ve şiirleri, el yazısı halinde kalan notları şairin ölümünün ardından 1959’da kurulan Yahya Kemal Enstitüsü’nce hazırlanmış ve yayımlanmıştır. Sekiz kitapta toplanan nesirleri temalarına göre bir araya getirilmeye çalışılmıştır. Nesirlerini bir araya getiren kitapların isimleri ve ilk baskı tarihleri şöyledir: Aziz İstanbul (1964), Eğil Dağlar (1966), Siyasî ve Edebî Portreler (1968), Siyasî Hikâyeler (1968), Edebiyata Dair (1971), Çocukluğum, Gençliğim, Siyasî ve Edebî Hatıralarım (1972), Tarih Musâhabeleri (1975), Mektuplar, Makaleler (1977). Yahya Kemal, 1912 yılından ölümüne kadar farklı konularda makale, sohbet, eleştiri, portre, hatıra türünde ürün vermiştir. Şairin yazıları Dergâh, Genç Kalemler, İleri, Peyam-ı Edebî, Peyam-ı Sabah, Tevhîd-i Efkâr gibi dergi ve gazetelerde yayımlanmıştır.

    Edebiyatımızda daha çok şair kimliği ile öne çıkan Yahya Kemal’in nesirleri dikkatle incelenmesi gereken metinlerdir. Abdülhak Şinasi Hisar, Yahya Kemal’e Vedâ adlı kitabında “Yahya Kemal, ne kadar müessir bir şair duyuluyorsa, pek milliyetçi ve pek kültürlü bir mütefekkir olarak, bütün mensur yazılarına da kıymet ve ehemmiyet verilmek o kadar yerinde olur” derken son derece haklıdır. Yahya Kemal, Edebiyata Dair adlı kitabında yazı yazmakla ilgili düşüncelerini şöyle ifade ediyor: “Yazı yazanların birçoğu, insanları şu veya bu yola sevketmek arzusuyla yazıyorlar. Bu gibilerin yazılarından, derecesine göre, bir irşat havası esiyor. Kimi bir peygamber gibi, kimi bir rehber gibi, kimi bir mürşit gibi, kimi bir kâşif gibi, kimi bir mübeşşir gibi, kimi bir mümin gibi konuşuyor” . Kendisinin ise böyle bir hesabı olmadığını özellikle belirtir: “Ben, kendi hesabıma nasihat eden yazıcıları sevmem. Bilakis, bildiğini, gördüğünü, duyduğunu yazan, âdeta karşısında bir okuyan yokmuş gibi, kendi kafasının ve gönlünün cereyanlarını nakledenleri severim. Çünkü bu yolda yazı yazanların karşısında fikrimin istiklalinden eminim. Bunlar iddiasız ve müddeasız oldukları için, yahut da öyle göründükleri için bana daha ziyade emniyet ve huzur verirler” Yahya Kemal’in, şiirlerinin dışındaki hemen bütün eserlerinde şahit olduğu olayları kaydetmek, tarihe not düşmek gibi bir sorumluluk duygusuyla hareket ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Yahya Kemal’in bu tarihe sorumlu tavrına, yazı yazma geleneğimizle ilgili eleştirilerini örnek göstermek mümkündür.
    “Milliyetimizi, kendime göre, idrak ettiğimden beri dilimden düşmeyen bir cümle budur: ‘Resimsizlik ve nesirsizlik.. Bu iki feci noksanımız olmasaydı bizim milliyetimiz bugün olduğundan yüz kat daha kuvvetli olurdu.`".

    Yahya Kemal'in bu eseri Ispanya'dan Aziz Münir beye mektuplarla başlıyor bu mektuplar onun asıl mesleği olan tarihçiliğini ön plana çıkarıyor ve Ispanya'da bulunan endülüs eserlerini mektuplarında anlatıyor. Bu mektuplar sadece tarihle ilgili degil; Ispanyollarin eğlence anlayışından sanata kadar çok geniş yelpaze tutuyor. Dil ve edebiyata dair makaleleriyle devam ediyor. Sonraki bölümde ise fıkralar, fikir yazıları, hatıraları ve sohbetlerine yer vermiştir. Şahıslar hakkındaki yazıları ile devam ediyor bu bölümde Cevdet Paşa, Namık Kemal, Fuzuli, Naili, Münir Nüreddin.. isimler hakkında yazıları bulunuyor. Babasına mektupları ile başlayan mektuplar bölümünde Paris yaşamını anlatıyor. Sonraki bölümde ise çeşitli konularda makalelerini yer alıyor....
    Kitabın sonunda mektup ve makalelerinin el yazısı ornekleri yer alıyor.
    Kitap dil bakımın 70li 80li yılların diliyle yeniden kaleme alındığı için o dönemin diline uzak olanlar okumasın yada yanında sözlük benzeri birşey ile okusun okunulabilir bir eser.
Quid est veritas? Yaşama ve Öğrenmeye dair her şey!
Uludağ Üniversitesi
Hala Öğrenmeye çalışıyor;
Tarih, Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler, Bilim Kurgu ve Şiir...
Üniversite
Malatya, 1 Ocak 1974
Erkek
120 okur puanı
01 Tem 2018 tarihinde katıldı.
2020
16/60
27%
16 kitap
4.949 sayfa
4 inceleme
56 alıntı
4 günde 1 kitap okumalı.

Şu anda okudukları 2 kitap

  • İşte Tanrılar
  • Efsane Komutanlar ve Zaferleri

Okuduğu kitaplar 630 kitap

  • İntikam Tanrıçası
  • Kurtarıcı
  • Şafağın Robotları
  • Güneşin Tanrıları
  • Yerçekimli Karanfil
  • Gelmiş Bulundum
  • Sakarya
  • Musullu Süleyman
  • Çağımızın Yanılgıları Üzerine
  • İkinci Dünya Harbinde Casuslar ve Hainler

Okuyacağı kitaplar 71 kitap

  • Pelzer
  • Nazlı Tuna'nın İnce Donanması
  • Tuna Nehri’nin Tarihi Coğrafyası ve Jeopolitiği
  • Padişahın Huzurunda: Elçilik Günlüğü
  • Fresne-Canaye Seyahatnamesi 1573
  • Pero Tafur Seyahatnamesi
  • Thevenot Seyahatnamesi
  • Nun Masalları
  • İç Savaş Manzaraları
  • Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi

Kütüphanesindekiler 444 kitap

  • İşte Tanrılar
  • İntikam Tanrıçası
  • Kurtarıcı
  • Şafağın Robotları
  • Güneşin Tanrıları
  • Çelik Mağaralar (Robot Serisi 1. Kitap)
  • Yerçekimli Karanfil
  • Gelmiş Bulundum
  • Sakarya
  • Çağımızın Yanılgıları Üzerine

Beğendiği kitaplar 306 kitap

  • Kurtarıcı
  • Şafağın Robotları
  • Güneşin Tanrıları
  • Çelik Mağaralar (Robot Serisi 1. Kitap)
  • Gökteki Çakıl Taşı
  • Sakarya
  • Çağımızın Yanılgıları Üzerine
  • Achtung-Panzer! Dikkat Tank!
  • Aeneis
  • Han Duvarları
Okur takip önerileri
Daha fazla