Quid est veritas? Yaşama ve Öğrenmeye dair her şey!
Uludağ Üniversitesi
Hala Öğrenmeye çalışıyor;
Tarih, Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler, Bilim Kurgu ve Şiir...
Bunun üzerine Zeus ve öbür tanrılar görüşmüş, konuşmuşlar, ne yapacaklarını pek bilememişler. Bir yandan insanları yok etmek Devler gibi soylarını yıldırımla yakıp kül etmek istemiyorlarmış (çünkü o zaman insanların kendilerine sundukları kurbanlar da son bulacaktı), öbür yandan da küstahlığını bu derecesini göz yumamazlarmış.
Sayfa 27 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Görücü usulü evlilikleri savunanların bir kısmı, aşkı çürütenin evlilik olmadığını söyler, asıl sorunu çağımızda romantizme ve tutkuya arkadaşlıktan, hayat arkadaşlığından, eşler arasındaki şefkat dolu sevgiden (yani "âşık olmak"tan veya şehvetten çok daha kalıcı bir sevgi türünden) daha fazla önem verilmesinde bulurlar. Romantizm ve âşık olmayı, geri kalan hemen her şeyi dışlamak pahasına bu kadar ön plana çıkaran kültürümüzün kendi çocuklarını ilişkileri sürdüremez hale getirdiğini, onları her daim yoğun tutku aramaya ittiğini belirtirler. Dolayısıyla bu kişiler (tabii düzenli olarak görüştüklerini varsayarsak) zaman ıçınde şiddeti kaçınılmaz olarak azalan o romantik aşkın yerini yavaş yavaş "şefkat dolu sevgi"ye bırakmasını (bazı psikologlara góre sıradan aşk ilişkilerinde süreç tam olarak böyle işler) kaldıramazlar.
Anlaşılan, kendimize dair bir şey (bu örnekte, sadakatimiz) partnerimizden daha önemli hale geldiğinde zemin hemencecik kayganlaşabilir. Ötekinin ötekiliği gündemden düşer ve Öteki ile değil, Biri (bir idea, ideal veya gösteren) ile uğraşmaya başlarız. Libido simgeselle iç içe geçip gerçekten uzak durur.
Hayvanların ne aşka ne de herhangi bir ideale âşık olabildiği barizdir, sonuçta onların bizim gibi dilden yararlanma imkânları yoktur. Hayvanlar diğer kişileri olduğu gibi görür; onları yüceltmez, soyutlayarak olduklarından fazlasına dönüştürmez.
Rougemont'a göre, Eros, agape (Hıristiyan sevgi) vasıtasıyla belli sınırlar içinde veya kontrol altında tutulmalıdır. Agape'yi evlilikle bağdaştırarak evliliği «Tutkuyu ahlakla değil, sevgiyle dizginleyen (sınırlandıran, kapsayan) [contient] müessese" diye tanımlar (1983,
s. 341/315).
Belli bir ideale böylesi fanatik bir adanmışlıkta, insanlar insanlıkdışı bu denklemde kaybolurlar. Fanatik kişınin kendi hayatı önemsizdir, kendi sağlığını veya refahını soyut bir ideale feda eder; başkaları onun gözünde yok gibidir, haliyle de onları harcayabilir. Elbette bu demek değil ki insan bir ideal (özgürlük, adalet veya inancını yaşama hakkı) uğruna ölemez. Gelgelelim çoğu durumda, ki bu Katarlar için de kuşkusuz geçerliydi, fanatikçe benimsenen idealler hayatı bir ölüm biçimine, bir tür yaşayan ölüme dönüştürür.