Nihal'in bana bakışı da böyle bir şey işte. "Senin odanda, masa ile kitaplık arasında, öğle ile akşam arasında ve hatırlamakla unutmak arasında bizi birbirimiz için var eden cümlelerinle anlatmıştın bana bunları," der gibi bakmıştı.
Kimsenin anlamayacağı bir dilimiz var. El kol hareketlerimizle yüz ifadesi ifadelerinizle nihayet sözcükler ile örülen bir dil. Bir tür argo. Kendime meslek sırrımızı korumak için. Azınlık kültürümüzü korumak için. Bütün sıkı ilişkiler bir azınlıktır çünkü.