“İnsan düşünce yapısıyla hayvanlardan ayrılmış ve bu sayede geçimini temin etme, yardımlaşma ve üretme yoluna giderek âlemi kendisine boyun eğdirmiş, bu sayede yaratıkların birçoğundan üstün olmuştur. Şanı büyük olan Allah insanı düşünebilme kabiliyetiyle diğer canlılardan ayırmış ve üstünlük şerefinin sınırı olarak düşünebilmeyi bahşetmiştir. İnsanı hayvanlardan ayıran düşünebilme yeteneği insanın kendi varlığını tamamlaması için de önemlidir. Bir insanın düşünce sisteminde sebep-netice ne kadar olursa onun insanlığı da o kadar olur."
Mutsuzlugun olmadığı bir dünyada mutluluğun kıymetini bilebilir miyiz? Yani, hayatın olmadığı bir dünyada ölümün, ölümün olmadığı bir dünyada hayatın anlamı yok. Her şey zıddıyla kaim.
Ahmet Haşim'in o çok ünlü makalesinde, harikulade yazılmış "Müslüman Saati" adlı makalesinde olduğu gibi, fecrin ilk ışıklarıyla uyanan, vakti bereketlendiren, vakti kıymetlendiren insanlar olmazsak 7/24 hep telaş üzere yaşayacağız. Sabri lügatlerimizden çıkaracağız ve acele etmeyi bir erdem zannedeceğiz.
Taberanî'nin rivâyetine göre Said-ül Hudrî (r.a) der ki; “Peygamberimiz (s.a.v) bir gün şiddetli bir yankı sesi duyarak irkildi. Bu sırada yanına Cebrail (a.s) geldi. Peygamberimiz (s.a.v) O'na; "Ya Cebrail, bu duyduğum ses nedir?" diye sordu. Cebrail (a.s) de ona şu cevabı verdi; "Yetmiş sene önce cehenneme bir kaya salınmıştı, fakat ancak şimdi dibine ulaştı. İşte onun sesini Allah sana duyurmak istedi."
Peygamberimizin bu olaydan sonra, ruhunu Allah'a teslim edinceye kadar ağzını açarak güldüğü görülmemiştir.