"Kaldı ki alışkanlığın etkisi sırf canlılarda değil, cansızlarda da muazzamdır; bu yüzden, kayalık da olsa, yabanıl da, en çok uzun süre yaşadığımız yerlerden hoşlanırız."
"Dostluğu eşit ödev ve istek alışverişiyle sınırlıyor. Alınanların ve verilenlerin oranını böyle eşit kılmak, dostluğu çok küçük, çok ince hesaplara vurmak demektir. Oysa bana göre gerçek dostluk, çok daha zengin ve cömerttir; aldığından fazlasını vermemek için böyle ince hesapların peşine düşmez. Dostlukta kantarın topuzunun kaçmasından, bir şeylerin yerlere taşmasından, dostun hanesine hak ettiğinden fazla yazılamasından korkmamalı!"
"Doğanın oluşturduğu ve insanların birbirlerine bağlandığı sayısız ilişki arasında dostluk, o kadar ince ve o kadar dar bir çembere alınmıştır ki, saf sevgi ancak iki kişi ya da bilemedin birkaç kişi arasında tezahür eder."
"Şimdi bizde ve son zamanlarda hasta bir zihniyetle kışkırtılmak istenen Abdülhamit hayranlığına ve "Abdülhamit'in düşmana bir karış yer terk etmediği" masalına karşı bu padişah, daha saltanatının ilk yıllarında, o zaman kadar hukuki hükümranlık altında olan Romanya, Sırbistan, Tunus, Mısır gibi ülkelerden başka; Bulgaristan, Karadağ, Yunanistan sınırında bazı bölgelerle Kıbrıs'ı, Avrupa'da önemli bir saha olan Bosna-Hersek vilayetini, Anadolu'da Kars, Ardahan, Batum sancaklarını, İran sınırında Kutur kazasını yani meskün imparatorluğun yarısını, düşmana terk etmiş bulunuyordu."