Güçlü devletler gittikçe güçlü, zayıflar ise gittikçe zayıf oluyor. Zayıflar yok olmaya, güçlüler tarafından yutulmaya mahkumdur. Bu mahkumiyetten kurtulmak için güç elde etmekten başka çare yoktur. Ahlâkçılar
istediği kadar beğenmesin, şu maddî dünyada şimdi hüküm süren kuvvettir.
Hak kuvvetindir, kuvvet haktır!
Vakanın tanımı kişi değildir. Ellerindeki kaynakları görmek için insan ile tanışmanız gereklidir. Vakayı anlattıklarında size, kişiyi tanımış olmazsınız.
Eğer insanları acı verici duygulara yönlendirebilirseniz, onlar ne istediklerini, neye ihtiyaç duyduklarını biliyorlar; ama o kadının ne hissettiğini söylemesi, sonra neye ihtiyacı olduğunu söylemesi epeyce uzun zaman aldı. İhtiyacını söylediği zaman ne oluyor? Beyin otomatik olarak ihtiyacınızın karşılanıp karşılanmadığını değerlendirir. Zaten duygular da psikolojik olarak bu şekilde oluşur.
Şimdi bütün bu dört günün teması diyebileceğimiz şey bu sözcük olacak: şuna ihtiyacım vardı... İnsanları temeldeki duygularına vardırmaya çalışıyoruz. Temeldeki acı verici duyguya... Orneğin çok yalnız hissettim; ama bir şeyi hak etme hissi, bir ihtiyacı hak etme hissinin temel bir değişim bileşeni de olduğunu göreceğiz aynı zamanda. İnsanlara faydalı olan şey, ihtiyaçlarına varmak ve buradan doğru yeniden örgütlenmek. Geçen sefer de bunu söyledim. İhtiyaçtan önce örneğin "Çok yalnızdım.", "Hep tek başıma idim." Söylüyor; ama "ihtiyacım vardı"