İtilaf devletlerinin yaklaşımı bir bütün olarak ele alındığında Almanya ile yapılan ittifak doğru bir karardı ve Osmanlı hükümetinin yapabileceği başka bir şey yoktu. Savaşa giriş, Enver Paşa'nın emrivakisiyle değil, planlı ve geniş katılımlı bir kararın sonucuydu. Bu kararı besleyen, tetikleyen sebepler, Osmanlı Devleti'nin kuşatılmışlığı ve beka meselesiydi. İtilaf Devletleri bir ittifaka yanaşmadıkları gibi, Osmanlı Devleti'nin silahlı ve silahsız tarafsızlığı halinde de netice farklı olmayacaktı. Savaşa girişimiz, bazı toprakların kaybına yol açmışsa da memleketin hepten elden çıkmasını ve milletin de yok olmasını engellemiştir.
Kılıç Arslan öldü sanma, yaşıyor bizde!
Atilla'nın ateşi var içimizde!
Kanije'nin gazileri daha dipdiri!
Sınırdadır Pilevne'nin kırk bin askeri!
Edirne'de Şükrü Paşa bekliyor nöbet!
Dumlupınar denen şeyi bilirsin elbet!
Şehitlerden elli milyon bekçisi olan
Aşılmaz bir kayadır bu ebedî Vatan!
Bugünkü yapılan bu tecrübe Türk'ün yoklukta varlık yaratmak kudretini haiz olduğuna bir delil idi. Eğer biz de fennin icap ettirdiği esliha ve malzeme olsa idi düşmanı perişan etmek kolay olacaktı.