"Daha çok anlat" dedim.
"Hoşuna gidiyor mu?"
"Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum."
"Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?"
"Gider gibi yaparız."
Sel taşkını bir akşamüstü
Bulutları bağrına basan
Ağaçlara sordum seni
Yaprak rüzgarı tutmaz dediler
Uzun uzun baktılar yalnızlığıma
Yangın yeri bir yürek
Bir de yağmur gösterdiler
Ne olur şu yağmurların Birdenbire yağanı ben olsam
Rüzgarı düğümlesem saçlarına
Bir daha bırakmasam,Öpsem kirpiklerini
Süzülüp gözyaşlarına karışsam
Çağlayıp aksam çağlayıp aksam
Yüzündeki ırmaklarla geçsem ovaları
Dudaklarında denizlere çıksam
Sevdigim ellerde nazın çekilmez, Olur ya usanıp bıkarlarsa dön. Sohbetin dinlenmez kahrın çekilmez, Olur ya gönlünü yıkarlarsa dön.
Yalan sözlerine inandıkların; Riyakar yüzüne aldandıkların; Birgün terk ederse dost sandıkların, O tatlı canını sıkarlarsa dön.
Anlarsın sevdigim hele düşünce, Kıymetimiz soysuz ele düşünce, Ünvanın duyulup dile düşünce, Lakabını dilber takarlarsa dön.
Eger savunacak sözün kalmazsa, Başka çaren başka çözüm kalmazsa, Sokaga çıkacak yüzün kalmazsa, Artık kötü gözle bakarlarsa dön.