İki adam gökte bir deliğe geldiler.
"Beni omuzlayıver" dedi biri ötekine...
Ama her şey öylesine güzeldi ki cennette
delikten içeri bakan adam unutuverdi her şeyi,
peşi sıra çekmeye söz verdiği yoldaşını.
Ve dalıp içeri delikten, cennetin saltanatına
doğru koşarak gözden yitti.
İNUGPASUGJUK tarafından Grönland'ın kaşiflerinden KNUD RASMUSSEN'e anlatılmış, on ikinci yüzyıl başlarından kalma bir İglulik İnuit nesir-şiirinden.
Gerçeklikle karşılaştırıldığında, bilimde vardığımız düzey ilkeldir, çocuk oyuncağıdır. Ama sahip olduğumuz en değerli şey de odur.
ALBERT EINSTEIN (1879-1955)
Yalnızca taşra evlerinde değil, kentlerdeki gökdelenlerde de, on üçüncü yüzyıl, yirminci yüzyıl ile koyun koyuna yaşıyor. Yüz milyon insan elektrik kullanırken, bir yandan da işaretlerin gizemli güçlerine, şeytan çıkarmaya inanılıyor...
Film yıldızları medyumlara gidiyor. İnsan dehasının ürünü mucizevi makineleri uçuran havacılar, gömleklerinin altında muskalarla geziyorlar. Öylesine bitmez tükenmez bir karanlık, cehalet ve barbarlık kaynağını besliyorlar ki!
Ahlaki açıdan değerlendirilecek olursa, kendinizi iyi hissetmenizi sağladığı sürece bir şeyin doğru olup olmadığını umursamamak, cebiniz doluysa paranın nereden geldiğine boşvermek kadar kötüdür.