Gece Okur

Gece Okur

, bir kitap okudu
8/10
·248 syf.··
20 günde okudu
·
2025 28. kitabı
E. Lockhart
7.6/10 · 2.252 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·248 syf.··
2025 28. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2025 20:04
Yalancılar: başı çok sıkıcı ama sonu fena halde çarpıcı bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim, başlarda çok sıkılsanız bile (ilk 200 sayfayı okumam 1 ayımı aldı) lütfen yarım bırakmayın. Sonu çok sarsıcı ve günlerce aklınızdan çıkmayacağına eminim. Eğerki okumayı düşünüyorsanız bundan sonrasını okumayın lütfen. Çok fazla spoiler içermektedir. Gerçekten çok büyük hüzün içerisindeyim şu an. Normalde incelemeleri kitabın üzerinden bir gün geçtikten sonra, yoğun duygularım dindikten, kitabı mantıklı düşünmeye başladıktan sonra yazarım. Ama şu an o yoğun duyguları yazmaya çok ihtiyacım var. Gerçekten 200 sayfa boyunca sürüne sürüne okuduğum ve aşırı nefret ettiğim bu kitapla nasıl bu duruma geldik bilmiyorum. Farkında olmadan karakterlerle o kadar bağ kurmuşum ki. Gerçekten ölmüş olduklarına inanamıyorum. Biri bana bu kitabı okurken ağlayacaksın deseydi kesinlikle dalga geçtiğini düşünürdüm. Ama sonunu okurken mahvoldum. Hele ki Mirren gibi kardeşinin de mor taş verdiği sahnede. Kahroldum resmen. Johnny... Sanırım en çok onu sevdim. Cadence'ın sürekli hafızasının gitmesinin sebebinin ölümlerini kaldıramaması olduğunu, Annesinin neden bu kadar üzerine titrediğini, Hikayedeki tutarsızlıkların neden olduğunu öğrenmek beni mahvetti. Evet kitap gerçekten çok sıkıcıydı. Belki bir aydır okuyorum ve asla ilerlemiyordu. Ama sonu o kadar çarpıcıydı ki. Öldüklerine hala inanamıyorum. Sarhoş olduğu için hayattaki en sevdiği insanları kendi elleriyle öldürmüş olmasını kaldıramıyorum. Bu travma yüzünden hafızasını tekrar tekrar kaybediyor olmasını... Gerçekten sonu çok ağır bir kitap.
YalancılarE. Lockhart · Pegasus Yayınları · 20172,252 okunma
Evvel zaman içinde, üç güzel kızı olan bir kral varmış. Yaşlandıkça, kızlarının hiçbiri evlenmediği ve kendisine bir vâris vermediği için krallığı hangisine bırakacağını düşünmeye başlamış. Böylece kızlarından kendisine olan sevgilerini göstermelerini istemeye karar vermiş. En büyük prensese, “Beni ne kadar sevdiğini anlat,” demiş.En büyük prenses onu krallıktaki tüm hazineler kadar çok seviyormuş. Ortanca prensese, “Beni ne kadar sevdiğini anlat,” demiş. Ortanca prensesin ona sevgisi demir kadar sağlammış. En küçük prensese, “Beni ne kadar sevdiğini anlat,” demiş. En küçük prenses karşılık vermeden önce uzun uzun düşünmüş. Sonunda onu etin tuzu sevdiği gibi sevdiğini söylemiş. “O zaman beni hiç sevmiyorsun,” demiş kral. Kızını şatodan sürmüş ve dönemesin diye kalenin köprüsünü kaldırtmış. Prenses artık üzerinde bir ceket, hatta cebinde bir parça ekmek olmaksızın ormanda yalnız kalmış. Zorlu kışı ağaçların altına sığınarak geçirmiş. Bir hana varmış ve aşçı yamağı olarak işe girmiş. Günler günleri, haftalar haftaları kovalarken prenses mutfak işlerini öğrenmiş. Sonunda işvereninden de becerikli hale gelmiş ve yemeklerinin şanı krallığın dört bir yanına yayılmış. Yıllar geçmiş ve en büyük prensesin evlenme vakti gelmiş. Düğün şenlikleri için yemekleri hazırlama görevi de handaki aşçıya verilmiş. Mönüde ana yemek olarak kızarmış kuzu eti servis edilecekmiş. Kralın en sevdiği yemekmiş ama bu sefer tamamen tuzsuz pişirilmiş. Kral tadına bakmış. Sonra bir daha bakmış. “Müstakbel kraliçenin düğününde bu kadar rezil bir et yemeği sunmaya cüret eden de kim?” diye bağırmış. Prenses aşçı babasının huzuruna çıkmış ama o kadar değişmiş ki kral onu tanıyamamış. “Ben sizin sofranıza tuz koymam, Majesteleri,” diye açıklamış prenses. “Sonuçta, tuzun kıymetli olduğunu söyledi diye en
Sayfa 57·Kitabı okudu
Alıntı
Evvel zaman içinde, üç güzel kızı olan bir kral varmış. Üçünü de canıgönülden seviyormuş. Üç genç hanımefendi evlilik çağına gelmiş ve bir gün üç başlı, korkunç bir ejder, köyleri ateşli nefesiyle küle çevirerek krallığı kuşatmış. Ekinleri mahvetmiş, kiliseleri yakıp yıkmış. Bebekleri, yaşlıları ve her yaştan insanı katletmiş. Kral, ejderi her kim öldürürse ona kızlarından birini vermeyi vaat etmiş. Zırhlarını, kılıçlarını ve oklarını kuşanan kahramanlar ve savaşçılar cesur atlarına atlayıp krallığa gelmişler. Ejder bu adamların hepsini tek tek katledip yemiş. Sonunda kral, bir bakirenin ejderin kalbini yumuşatıp savaşçıların yapamadığı işi yapabileceğine kanaat getirmiş. Ejderden merhamet dilemesi için önce en büyük kızını göndermiş fakat ejder onun yalvarışlarına kulak asmadan prensesi tek lokmada mideye indirmiş. Bunun üzerine kral, ejderden merhamet dilemesi için ortanca kızını göndermiş fakat yaratık yine aynı şeyi yapmış; prenses henüz tek kelime edemeden onu yutmuş. Kral en küçük kızını da merhamet dilemesi için göndermiş; üstelik bu kızı o kadar hoş ve zekiymiş ki kral diğer evlatlarının beceremediğini bu kızının başaracağından eminmiş. Ama hayır... Ejder onu da hemencecik yiyivermiş. Kral artık pişmanlıktan azap çekiyormuş. Artık dünyada yapayalnızmış. Şimdi size bir soru sorayım: Kızları kim öldürdü? Ejder mi? Babaları mı?
Sayfa 67·Kitabı okudu
Alıntı
Bu kadın beni sinir ediyor
“Cadence?” Annem bana doğru eğilmişti. Uzanıp elini kavradım. “Hemen normale dön,” diye fısıldadı. “Hemen, şimdi.” “Ne?” “Çünkü öylesin. Öyle olabilirsin.” Tamam. Tamam. O sadece bir ağaçtı. Sadece salıncağı olan, çok sevdiğim bir ağaçtı. “Olay çıkarma,” diye fısıldadı annem. “Nefes al ve dik otur.”
Sayfa 77·Kitabı okudu
Alıntı