Kitaplarla, hikayelerle ilişiği olmayan içerikleri her gördüğümüzde spamlasak, artık önlem almayı düşünür müsünüz? Bu sitenin amacı ve çizgisinin dışında yer alan çok profil ve içerik var. Yetmezmiş gibi bu içeriklerin beğeni ve etkileşimleri de gerçek okuyucu ve yazan kitlenin bir hayli önüne geçiyor. Sitenizi özel kılan her unsurdan vazgeçiyorsunuz anlaşılan. Buna engel olmanızı, samimi okurlar olarak rica ediyoruz. İvedilikle!! #1000kitapekibi 1000Kitap
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Biyoloji kadınlar için kader değildi!" Gülnur Savran'ın 'Feminist Teori ve Erkek Şiddeti' adlı makalesinde de yazdığı gibi toplumsal yaşamın entegre etmesi ile cinsiyet rolleri arasında bağlam vardır ve erkekler aile, eğitim, mesleki grup (asker, polis vb.) gibi alanlarda şiddetle ve saldırganlıkla özdeşleştirilmektedir. Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri olan kitapta da babanın -yazarın babasının-, hatta babaların, daha sonra ise büyük oğulun sergilediği davranışlar, şiddetin bulunduğu çevrede dayadığı bir özdeşleştirme olayı ile birlikte görülür. Ancak, daha sonrasında yazar çevresinin değişimi ardından şiddeti ve şiddetin çeşitliliğinin farkını gözlemleyebildiğini de biz okuyuculara iletmiştir. Bu da demektir ki sosyal statü farklarında şiddet hiçbir zaman kaybolmaz, gizli kapılar ardında, özde bir yerde ve yöntem değiştirerek bir şekilde var olmaya devam eder.
"Birçok feminist, erkek şiddetini erkeklerin anatomik yapılarından, penislerinden kaynaklanan bir eğilime bağlıyordu. Buna karşılık, kadınların doğurganlıkları, anne olma, 'yaşam veren' olma özellikleri, onların doğayla uyumlu, barışçıl bir 'tür' olmalarını sağlıyordu." Peki bu barışçıl türün özgür iradesi yok muydu veya neden şiddete maruz kalan taraf zorunluluğunu taşıyordu? Bu ilgili makalede yer alan örnekle ilişkilendirdiğimiz zaman, kitaptaki bir anıyı tekrar etmek istiyorum. Monique, oğluna -yani yazarın kendisine- artık yapabildiğini, babasını terk edip kurtulabildiğini mutlulukla söyler ve onu evden dışarı, yani makalede de belirtildiği gibi; kadının barışçıl, yaşam veren, doğurganlıkla oluşturduğu yuvadan attığını iletir. Dolayısıyla erkeğin şiddetle özdeştirilmiş olan cinsel kimlik belirtisi hadım edilir. Hadım sonucu şiddet ortadan kaybolur ve Monique artık mutludur, dahası yeni bir çevreye ve benliğe kucak