Ay günden güne büyür, incecik yeni bir ayken, bir gün gelir dolunay olur. Zaman da bu kurala uyar. Saniyeler bir gün yüzyıllar olur. Yaradılışın kanunu bu. Din ki, mutlak hakikatler sistemidir, o bile, kendine mahsus bir gelişim kanuna uyar, bir istisna oluşturmaz.
Bir toplumun tarihi, biraz da şairlerinin, musikişinaslarının, hatiplerinin, tarihçilerinin, tarihi demektir. Nedim'i çekip çıkarınız, Lale Devri güzelliğinden çok şey kaybedecektir. Baki'siz de bir Kanuni Devri düşünülebilir mi ? Ve Nef'i'siz bir Dördüncü Murat Devri, Mevlanasız bir Konya ve Yahya kemal'siz bir İstanbul ?
-Ya tesadüfsem ?
-Yokluktan tesadüf bile doğamaz. Kendi doğamayan nasıl doğurur? Kaldı ki, kendine bir bak, sen tesadüfe benziyormusun? "Sana 'uzuvlarının yerini değiştir' deseler, nereni nerene takarsın? " demiş bizde bir mütefekkir. Tesadüflerde matematiksel hesap olmaz. Bak, şu teneffüs ettiğimiz havanın oksijeni %21 değil de, biraz eksik ya da biraz fazla olsa birinde yanar, birinde boğulurduk. İnsan beynini düşün, iğnenin ucu kadar bir kan pıhtısı, herhangi bir damara denk gelse, vucudun herhangi bir uzvu felç oluyor, ya da ağrılar içinde kalıyor... Bir göz doktoru kaç yıl okuyup göz hakkında uzman oluyor? Galiba onaltı-onyedi yılda.. Düşünebiliyor musun, bir gözün sanatını öğrenmek için yıllarca ders çalışıyorlar. Tesadüfün dersi çalışılır mı ? Tesadüfen ders olur mur ?