Büyük bir zihnin eserlerindeki yanlışlık ve yanılgılara işaret etmek, onun değerinin doğru ve tam bir açıklamasını yapmaktan çok daha kolaydır.
- Taha Parla
Bir millet, dini kitaplarını okuyup anlayamazsa, tabiidir ki (doğaldır ki) dininin hakiki mahiyetini (niteliğini) öğrenemez. Hatiplerin, vaizlerin ne söylediklerini anlamadığı surette de ibadetlerden hiçbir zevk alamaz. Îmâm-ı Azam Hazretleri, hatta namazdaki surelerin bile milli lisanda okunmasının caiz olduğunu (geçerli olduğunu) beyân buyurmuşlardır. Çünkü ibadetten alınacak vecd (çoşkunluk), ancak okunan duaların tamamıyla anlaşılmasına bağlıdır. Halkımızın dini hayatını tetkik edersek görürüz ki, âyinler arasında en ziyade vecd duyulanlar, namazlardan sonra, ana dil ile yapılan deruni (içten) ve samimi münâcatlardır (Allah'a yapılan yakarışlar). Müslümanlarn camiden çıkarken büyük bir vecd ve itminan (inanç) ile çıkmaları, işte her ferdin kendi vicdanı içinde yaptığı mahrem (gizli) münâcâtların neticesidir.
Hak'ki kuvvetin doğurduğu anlaşılıyor. Kuvvetli olan haklı oluyor. O derecede ki
acizlere, zayıflara hakkı en kuvvetli olan dağıtıyor. Kuvvetlinin görüşü hak oluyor. Bir zayıf kuvvetlinin görüşünü hak olarak kabul etmek mecburiyetinde bulundukça hürriyet, adalet yerleşmiş olamaz. O kuvveti imkân derecesinde herkese dağıtmanın yolunu bulmalıdır."
— Ey hemşeriler! Niçin uyanıp bu sefalet tozundan silkinmeye uğraşmıyorsunuz? Kabahat herkesten çok kendinizde... Siz, sizi bu cehalet ve geriliğe bağlayan fikirlere destek ve taraftarsınız. Cidden fikirlerinizi aydınlatmaya uğraşanlara sövüp onların iyi, yeni, besleyici, güzel telkinlerini adeta cinayet sayıyorsunuz. Onlar, sizin cahilce kınamalarınızdan korkmasalar, lânetlemelerinizden çekinmeseler, kaç zamandır artık kangrene dönmüş, sürüyüp kokmaya başlamış bu derin gerilik yarasının kaynağını size pek büyük bir açıklıkla gösterecekler... Duyduğunuz her yeni fikre kızmayınız. Onları güzelce kabul için anlama kabiliyeti
edinmeye uğraşınız.