Ayakkabı icat edilmeden önce insan da tıpkı diğer birçok canlı gibi toprağa çıplak ayakla basardı. Toprakla arasındaki mesafe sıfırdı. Birdi, bütündü toprakla. Diğer canlılarla eşit mertebedeydi ve toprakla olan bu teması sayesinde hepsiyle temas kurmuş sayılırdı, hepsi de onunla. Ama ne zaman ayakkabıyı icat etti, işte o an toprakla teması kesildi, diğer tüm canlılarla da. Ayakkabı sayesinde bir santim bile olsa toprağın üstündeydi artık, diğer tüm canlıların da. İnsan denilen varlık, dünyaya artık bir santim yukarıdan bakıyor du. İşte bu bir santimlik fark, zamanla kendimizi Tanrı gibi görmemize yol açtı; her şeye kadir, her şeye muktedir, her şeyin sahibi.
Selahattin DEMİRTAŞ'ın okuduğum üçüncü kitabı ve siyasi kimliği bir yana bırakılarak kesinlikle herkes tarafından okunması gereken bir "yazar" olduğunu düşünüyorum. Leylan kitabına baktığımızda edebiyata yıllarını vermiş bir yazar edasıyla hazırlanmış bir kurgu ve alt bilgi barındırmakta olduğunu görmek beni şaşırttı açıkçası. Güçlü ve "yazgı"sına baş kaldıran kadın karakterlere yer verilmiş olması dikkat çekici. Yazar birçok kez diğer kitaplarında da vurguladığı gibi bireyin bugününü gelecek kaygısına yedirmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Özellikle yaşamın mutluluğu aramak üzerine kurulmasının yanlışlığını vurgulayarak hayatın amacının "mutlu yaşamak" üzerine değil "anlamlı yaşamak" üzerine kurulması gerektiği ve bunun da zaten insanı mutluluğa ulaştıracağını bildirmekte. Zira direkt girişilen "mutluluk" arayışları, sadece bir varışsızlıktır. Mutluluğa ancak "anlamlı yaşam" merdivenini dayayarak ulaşabileceğimizi aktarmaya çalışmakta yazar. Demirtaş'ın "Anlam senin için kocaman bir yaş pastaysa, haz da bu yaş pastanın üstüne serpiştirilmiş çikolata parçacıkları gibidir Sema." ifadesinde "haz"ı niteleyişi, doğaya ve mutluluğa dair düşünceleriyle Stoacılık, biraz da düşünsel olarak Seneca'ya yakınlık hissettirdi diyebilirim.
Söylemeden geçemeyeceğim bir de gönderme sezdim: Siyasi mücadelelerin dışında kalan, bitkisel hayattaki Bedirhan ve inandığı değerleri çiğneyerek yüksek mevkilere kayrılan " Celal"in hatasından dönmesinin Bedirhan'ın uyanmasına umut olması.