Vedat D

Puan vermedi·240 syf.··
2022 13. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2022 00:00
Hani bazı kitaplar vardır sohbet tadındadır, adeta yazar karşınızda sizle söyleşiye dalmıştır. Bu kitap öyle değil. Bu kitap ruhu yalnızlık prangasina bağlanmış olan Ali Hocamızın kendi kendine konuştukları düşündükleri, sövdükleri ile dolu. Bu kitap Ali Lidar'ın kendi kendine ettiği sohbetlerdir. Bu kitaba bir tür monosohbet denebilir belki. Bu kitap sizi Ali Lidar'ın "çılgın partilerinde bir fıstığa yenilmesi"ne götürür :) Ali Lidar Tesirsiz Parçalar
1000k
Tesirsiz ParçalarAli Lidar · Müptela Yayınevi · 20145,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"SONSUZLUĞA NOKTA"YA DAİR
Puan vermedi
SONSUZLUĞA NOKTA Sonsuzluğa Nokta, toplumsal ahlak açısından eleştirilebilecek yönler taşıyan bir yapıt. Fakat toplumsal ahlak ilkelerini delen içeriklerin de ortaya konmasının bir dayanağı vardır, diye düşünüyorum. Bu yüzden karalayıp küsülüp geçilecek değil, belki de daha da üzerinde durulacak yapıtlardır bunlar. Hasan Ali Toptaş’ın belki de en kuvvetli yönü tasvirlerdeki pürüzsüzlüğüdür. Topluma ayna tutan, dediğimiz yazarları övmeyi alışkanlık edinenler biraz da toplumun o karanlık dehlizlerine kadar inip oraya ışık tutma cesareti gösterenlere kulak vermeyi de denemelidir. Nitekim “ahlaki değerler çiğnenmiş” dediğimiz eserler, içimizi yaralayan ve “yansın, yıkılsın bu dünya” dedirten haberlerdeki sapmışların saplantılarını ortaya koyabilir. Yine de ben bu tartışmaya çok girmeden devam etmek istiyorum Bir kitabın genel kurgusundan ziyade, akış içerisine serpiştirilmiş saptamalara daha çok değer veririm. Nasıl karşılarsınız bilmiyorum ama yüzlerce sayfayı yazarın ruh dünyasını yaşadığı bir toprak olarak görür ve içinde altın parçacıkları ararım. “Sonsuzluğa Nokta” kitabı bu anlamda kendi açımdan şüphesiz verimli bir topraktı. “Sahip olma duygusu, ruha yüktür.” demiş yazar. Yapılan birçok araştırmaya göre stresten uzak insanların ruhen olduğu gibi bedensel olarak da daha sağlıklı oldukları ve daha uzun bir ömür sürdükleri saptanmıştır. Yine bir makalede okuduğum üzere insanlar öğrendiği, bildiği şeylere sahip olma arzusu hissederler. Sahip olmak istediklerine ulaşamayınca, bir tür engelle karşılaşmaları durumunda ise zor kullanma yoluna başvururlar. Bilinen ile sahip olma imkanı olanlar arasındaki denge sağlanamadıkça ve aradaki uçurum büyüdükçe insanlar gerginleşir. Bu gerginlik de kaçınılmaz şekilde şiddet doğurur. Hasan Ali Toptaş yine “Telaş, insanların o anda
Edebiyat
Sonsuzluğa NoktaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20171,945 okunma
"BENİ ONLARA VERME"YE DAİR
Puan vermedi
Nereden tutup nereyi yazacağımı şaşırdığım bir yazar Tarık Tufan. Paylaşmak istediklerimi paylaşırsam sanırım kitabın bir kopyasını oluşturabilirim. Ne güzel demiş Tarık TUFAN: “İki kişinin yan yana yürüdüğü yolda yokluk olmaz, yokluk tek kişilik bir marifettir. " Yoklukların asıl kaynağı yalnızlıktır, düşüncesi hiç de inkar edilesi bir durum değil. İki kişi bir araya geldiği anda üretim başlar. Bir çay olur, bir iş olur, bir ayakkabı olur, bir ekmek olur, bir fikir olur, hiç olmazsa bir muhabbet olur. Yalnızlığı aşmak üretkenliğe varmaktır. İnsanoğlunun var oluşu bile bundan ileri gelmez mi? Kimi yazarlar vardır, toplumu ayna gibi yansıtır deriz. Tarık TUFAN topluma değil aslında toplumun yüreğine ayna tutar. Kişinin kendisinin dahi göremediği yüreğine ayna tutar. "Yalancı bir peygambere inanmaktan daha kötüsü, peygambere yalandan inanmaktır." demiş. Toplumumuzun en büyük yarası, bir tür yürek yarası. Belki de hiçbir zaman tam olarak özümseyemediği dini kendi amaçları için araç edinenler, öyle ya herkesten daha bağlı görünmeleri gerekir, kendilerinden olmayanlara ateş püskürtür. Dinlerinin özünde saygı duymanın esas olduğunu unutarak… Keşke unuttukları tek şey bu olsa Kitaptan paylaşmak istediğim sayısız alintilardan biriyle bitiriyorum paylaşımımı: "Tek başına ağlayan kadınlar, dünyanın kırık kalbi. Dünyanın dip boyası gelmiş saçları. Dünyanın rutubetli duvarları. sadece nakaratını hatırladığımız o eski şarkılar. Bir dahaki sefere söyle, birlikte ağlayalım.“ Beni Onlara Verme Tarık Tufan
Beni Onlara VermeTarık Tufan · Profil Yayıncılık · 20176bin okunma
HARFLER VE NOTALARA DAİR
Puan vermedi
Hasan Ali TOPTAŞ, Harfler ve Notalar kitabında adeta ruhuna işleyen ve tahminimce Hasan Ali TOPTAŞ’ı Hasan Ali TOPTAŞ yapan incileri döküyor heybesinden. Oldukça samimi ve derin kültür bilgisine kapılabileceğiniz sohbet tadında bir kitap. Belki Hasan Ali TOPTAŞ’ın bu değerli sohbetine kendimden de bir kelam eklemek, belki de sohbetine karşılık veren bir yankı olma gayesidir bu yazı. Aklımda kalmış olan ve bu yazıdan hemen sonra okumaya kesin kararlı olduğum iki kitap tavsiyesi kazınmış zihnime: Kızgın Ova, Yanardağın Altında. Bu kitapları hangi bağlamda tavsiye ettiği veya bende merak uyandırdığını anımsamıyor olsam da kitabı okurken hissettiğim o içtenlik ve yakınlıkla tereddütsüz şekilde okumam gerektiği konusunda zihnim ve kalbim hem fikirdir. Sadri Alışık’ın “adam olma” durumuna bakış açısını bizlere anlatırken aslında Hasan Ali TOPTAŞ biraz kedi ruhunu da yansıtıyor bizlere: “Sokak köpeklerine selam vermek adam olmaya çeyrek var, demektir.” Ah, kimi zaman delilik gibi görünen davranışların aslında ne denli insani olduğunu sizce de hatırlatmıyor mu bu söz bize? Belki de delilik dediğimiz şeyin de başlı başına insanlığın bir parçası olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir. “Okumak her zaman azınlık içindi. Her zaman da öyle olacak.” demiş Saramago. Belki de diyorum, bütün sancılarımızın sebebi bu gerçektir. Bu gerçek hiç değişmeyecek, tıpkı dünyanın acılarının sona ermemesi gibi.. “Beyler, yemin ederim ki her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır.” (Dostoyevksi) Ah, bilmemezliğin diriliği. Birçok şeyi öğrendikçe öldürürüz aslında. Kimi zaman bazı şeylerin ömrü bilinmezliğe dayalıdır. “Ayakta yazmak gerekir, hiçbir zaman diz çökerek yazmamalı.” (Tournier) Yazmanın keşke ön koşulu kabul edilse. Bu, cennetimsi olurdu. “Kısıtlanma hayatın bir gerçeğidir.”( William
Edebiyat
Harfler ve NotalarHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20162,170 okunma
Leylan
Puan vermedi·300 syf.··
2022 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2022 08:51
Selahattin DEMİRTAŞ'ın okuduğum üçüncü kitabı ve siyasi kimliği bir yana bırakılarak kesinlikle herkes tarafından okunması gereken bir "yazar" olduğunu düşünüyorum. Leylan kitabına baktığımızda edebiyata yıllarını vermiş bir yazar edasıyla hazırlanmış bir kurgu ve alt bilgi barındırmakta olduğunu görmek beni şaşırttı açıkçası. Güçlü ve "yazgı"sına baş kaldıran kadın karakterlere yer verilmiş olması dikkat çekici. Yazar birçok kez diğer kitaplarında da vurguladığı gibi bireyin bugününü gelecek kaygısına yedirmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Özellikle yaşamın mutluluğu aramak üzerine kurulmasının yanlışlığını vurgulayarak hayatın amacının "mutlu yaşamak" üzerine değil "anlamlı yaşamak" üzerine kurulması gerektiği ve bunun da zaten insanı mutluluğa ulaştıracağını bildirmekte. Zira direkt girişilen "mutluluk" arayışları, sadece bir varışsızlıktır. Mutluluğa ancak "anlamlı yaşam" merdivenini dayayarak ulaşabileceğimizi aktarmaya çalışmakta yazar. Demirtaş'ın "Anlam senin için kocaman bir yaş pastaysa, haz da bu yaş pastanın üstüne serpiştirilmiş çikolata parçacıkları gibidir Sema." ifadesinde "haz"ı niteleyişi, doğaya ve mutluluğa dair düşünceleriyle Stoacılık, biraz da düşünsel olarak Seneca'ya yakınlık hissettirdi diyebilirim. Söylemeden geçemeyeceğim bir de gönderme sezdim: Siyasi mücadelelerin dışında kalan, bitkisel hayattaki Bedirhan ve inandığı değerleri çiğneyerek yüksek mevkilere kayrılan " Celal"in hatasından dönmesinin Bedirhan'ın uyanmasına umut olması.
Edebiyat
LeylanSelahattin Demirtaş · Dipnot Kitabevi · 20237,4bin okunma