Sun set

Sun set
@Gelmemeyegiden18
Aklımı denize sokup düşüncelerimi boğasım var
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Lennie çalılığın içinden çatırdama sesleri eşliğinde çıkıverdi. Elinde kısacık bir söğüt dalı tutuyordu.George uzandığı yerden doğrulup oturdu “Anlaşıldı,”dedi sert bir ses tonuyla. “ ver şu fareyi bana.” Lennie yüzüne abartılı mimiklerle masum bir ifade vermeye çalıştı. “Ne faresi George? Fare yok ki bende.” George elini uzattı. “ Hadi, ver onu bana saklamayıda beceremiyorsun ki.” Lennie duraksadı,bir adım geriledi, özgürlüğüne kaçmayı düşünüyormuş gibi çalılığın başladığı çizgiye heyecanla baktı. “ Şu fareyi kendiliğinden vercek misin bana, yoksa önce seni dövüp sonra mı alayım ben onu?”
Sayfa 13
Anlamını hiç düşünmemiştim... Yine de babam bana öyle çok vurdu, öyle çok vurdu ki, Portuga... Ama olsun... Uzun uzun burnumu çektim. “Olsun, onu öldüreceğim.” “Ne diyorsun evladım sen, babanı mı öldüreceksin?” “Evet, öldüreceğim. Çoktan başladım bile öldürmek derken öyle Buck Jones’un tabancasını alıp dan diye öldürmeyi kastetmiyorum. Öyle değil. Kastettiğim onu kalbimde öldürmek. İyiliğini istemekten vazgeçmek. Derken bir gün ölüp gidecek
Sayfa 145
Nöbetçi ansızın kapıyı açtığı taktirde beni yakalayamasın diye yatağa uzandıktan sonra, titreyerek kuşağımın altından kitabı çektim. İlk bakış, bir düş kırıklığıydı ve dahası acıyla yoğurulmuş bir öfkeydi: Onca büyük tehlikelerle ele geçirilmiş, onca yakıcı bir beklentiyle saklanmış olan bu kitap , satranç oyununa ait bir seçkiden, yüz elli şampiyonluk oyununu bir araya getiren bir seçkiden başka bir şey değildi. Sürgülerin ve kilitlerin ardında olmasaydım eğer, duyduğum ilk öfkeyle birlikte kitabı açık bir pencerenden fırlatıp atardım, çünkü bu saçmalık ne işime yarayacaktı ki?
Sayfa 48