Gigo

Gigo
@Genats
Eğri oturalım, Gigo konuşalım.
…Büyük bir tas çorbayı alırdı. İçine çokça ekmek doğradığımı görürlerdi, arasına kaşık girmeyecek kadar. “Onun hepsini de yiyecek misin?” “Evet, tabii ki yiyeceğim.” “Aa,” diye bağırırlar, olağanüstü bir şey görmüş, duymuş gibi heyecanlanırlardı. “Biz çok ekmek yeriz,” derdim. “Yemeğimiz çorbadır, çok ekmek yemezsek hemen acıkırız. Ekmek tok tutar, doyurur insanı.” Ertesi gün fasulye götürürdüm. Biz hep üç okka fasulyeyi bir okka soğanla pişirirdik. Onlara anlatırdım.
Sayfa 87 - Aras Yayıncılık
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rejyonalist bir edebiyat yaptım. Benim karakterlerim artık yoklar. Benim çevremdekiler Ermeni, Türk, Kürt, Kızılbaş’tı. Ben her gün onlarla iç içeydim. Çoğuna kendi isimlerini verdim. Mizah yapmadım. Niye yapacaktım? Onlar kendi hareketleriyle çok doğaldılar. Hepsini oldukları gibi verdim, konuşturdum. Onlar, kendilerine gösterilen yolda yürüdüler. Eğer sağ olsalardı şaşırırlardı. Ben onları olduklarından daha renkli, daha gerçek kıldım. Etnografya kattım hikâyelerime. Bunu yapmam gerekirdi, uygun bir atmosfer oluşturabilmek için. Burada yayımlayamadıklarımı Erivan’daki edebiyat ve sanat müzesine yolladım. Yayımlarlar mı? Ben ne bileyim. Madem ki ben yayımlayamıyorum, her Doğulu, her Asyalı gibi -ki ben de onlardan biriyim- onları fatalizme bırakıyorum. Kaderlerinde ne çiziliyse o olsun.
Sayfa 246 - Aras Yayıncılık
Rahibe Ermenice, “Annesi sen misin?” diye sordu. “Hayır. Ben…” Devamını getirmedi. Cevap - yalnızca aynı şehirden bir kadınım - da olabilirdi, - sahip olduğu her şeyi -m de. İkisi de aynı derecede doğruydu.
Sayfa 79 - Aras Yayıncılık
Hayata rahata bakamama, neşeyi yaşayamama, ağız dolusu kahkaha atamama bu coğrafyanın yazgısı mıydı? Bu yazgı bir ulusun karakterini de şekillendirebilir miydi? Edip Cansever’in dediği gibi, “İnsan yaşadığı yere benzer” miydi sahiden? Vedat’ın büyüdükçe kendisine sorduğu bu sorular cevaba muhtaçtı. Ama yaşadıkça öğreniyordu…
Sayfa 48 - SRC Kitap