Gece markete gittim, gözüme takıldı. Belki dedim :D okuyunca mutlu olur muyuz? Yani olmadık sonuc olarak, bir sürü kısa ve basit hikayelerden oluşuyor.
Kitabı sevdim veya sevmedim diyemem bende bilemiyorum, kararsız kaldım. İlk 100 sayfaya kadar hiç adapte olamadım kitaba giremedim sonrasında daha sürükleyici olmaya başladı. Fakat betimlemeler fazlasıyla uzun.
Bu kitabı dinlenmek huzur bulmak amacıyla pastoral anlatımdan dolayı büyük bir heyecanla okumaya başladım ama gittikçe heyecanım söndü ve yok oldu.
Kitapta aşk acısı ve ihanet öğeleri çok iyi işlenmiş ama anlatım biraz boğucuydu. Eğer ki sabırlı ve sakin bir insansanız uzun uzun okuyabilirsiniz size zevk veriyor.
Bir romandan daha fazlası; ayna tutulmuş bir toplum gibi.
Kitap bitti... Ama yaşanılanlar hâlâ devam ediyor; hem kitaptaki hem hayattaki.
Hâlâ yaşanılan acılarla gösteri yapılıyor, hâlâ insanlar susturuluyor. Gizli kapaklı işler dönüyor, insanlar çaresiz ve kimsenin bir şeylere karşı koymaya gücü yetmiyor. Bizim hâlâ tutunacak bir dalımız yok. Kim güçlüyse o diğerini bastırır kim olduğun önemi yok. Ve toplumsa hâlâ yobaz.
Onur der ya " Gönlüm adalet ister lakin kırık terazi"
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma
Bütün yaşananları bir kenara bırakıyorum, sadece son 5 sayfası için bu kitap okunur. Öyle bir durum ki baş karakterin -Tessa- yaşadığı hem onun için hem diğer iki güzel insan için savaşamazsın ama kaybedemezsin.*
Zaman geçiyor ve geriye dönüp baktığımız da geçmişin ne kadar güzel olursa olmasına rağmen şuan da bu güzelliğin acı verdiğini kanıtlayan bir kitap.
Bu kitabı kaç kere okudum bilmiyorum, filmini kaç kere izledim. Ama her seferinde göz yaşlarımı tutamadım bu dostluk bu şefkat bu sadakat göz yaşartıcı. Hiç adil değil. Hayatımda kitaptaki iki karekterin; lennie ve george çok büyük bir yeri var. Gerçekmişler gibi ama insanlarda olmayan bütün özellikler onlarda...