Cemile, Cengiz Aytmatov ile tanıştığım ilk kitap oldu. Kısa olmasına rağmen yoğun duygular barındıran, sade diliyle kalbime dokundu. Kitabı bitirdiğimde geride hem bir hüzün hem de sessiz bir sevinç duygusu kaldı.
Bu kitapta, savaş yıllarında Kırgız bozkırlarında geçen bir aşk hikâyesi anlatılıyor. Aynı zamanda gelenekler, toplum baskısı ve kadının konumu gibi temalar, sade ama etkili bir biçimde anlatılıyor.
Okurken beni en çok etkileyen noktalardan biri, anlatılan geleneklerin ve toplumsal yapıların bizim kültürümüze olan benzerliğiydi. Kadının kaderinin çoğu zaman toplum tarafından çizilmesi, evliliklerin bireysel duygulardan çok geleneklere dayanması ve çevrenin baskısı, tanıdık ve gerçekçi geldi. Bu benzerlik, bazı sahnelerde beni üzdü; çünkü Cemile’nin yaşadığı çatışmaların hâlâ güncelliğini koruduğunu hissettim.
Aytmatov’un bozkırı adeta yaşayan bir karakter gibi betimlemesi, kısa, yalın ve süssüz anlatım ise kitabın etkilendiğim yönlerinden biri.