I eat books

I eat books
@Geniusss
Dune adıyla bilinen Arrakis gezegeni
299 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
@Geniusss·
·
sabitlendi
Evren gerçekte uzamsal açıdan sonsuzsa veya sonsuz sayıda başka evren varsa, bir yerlerde düz ve düzgün tarzda başlamış bazı geniş bölgeler de var olacaktır. Bu sürekli daktilo tuşlarına basan ünlü maymun sürüsü hikayesine biraz benzer: Yazılanların çoğu anlamsız olacaktır, ama çok nadiren ve tamamen şans eseri Shakespeare'in sonelerinden biri yazılır. Benzer biçimde bizim evrende şans eseri düz ve düzgün şekillenen bir bölgede yaşıyor olmamız mümkün mü? İlk bakışta bu hiç olası değil gibi görülebilir, çünkü böylesi düz bölgeler sayıca kaotik ve düzensiz bölgelere göre çok azdır. Ancak galaksi ve yıldızların sadece düz bölgelerde biçimlendiğini ve sadece bu bölgelerde bizim gibi kendisini çoğaltabilen ve "evren neden böyle düzgün?" sorusunu sorabilen karmaşık organizmaların gelişimine uygun koşulların olduğunu düşünelim. İşte bu antropik ilke dediğimiz ilkenin bir uygulamasıdır, özlü ifadesiyle: "Evreni bu biçimde görüyoruz çünkü varız."
Sayfa 157 - Alfa Yayınları, 50. Baskı, 2012·Kitabı okudu
Bilim
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

I eat books

, bir kitap okudu
7/10
·72 syf.·
Beğendi
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2023 22:31
·
2023 8. kitabı
Albert Camus
7.9/10 · 7,1bin okunma
Bana kucağını açan biri olsaydı, çocuklar gibi ağlayabilirdim.
Sayfa 32 - Can Yayınları·Kitabı okudu
“Ve bundan başka ne yarar sağlamak isteyebiliriz ki yolculuktan? İşte takıp takıştırdığım her şeyi atmışım üzerimden. Yazıtlarını okumasını bilmediğim kent, bildik, alışılmış hiçbir şeyin takılmadığı garip harfler, ne konuşulacak bir dost, ne sıkıntımı giderecek bir eğlence. İyice biliyorum: hiçbir şey beni yabancı bir kentin gürültüleri gelen bu odadan çıkarıp bir yuvanın ya da sevilen bir yerin daha güzel ışığına götürmeyecek. Seslensem, bağırsam mı? Yabancı yüzlerdir belirecek olan. Kiliseler, altınlar ve buhur, hepsi de, hepsi de, her nesnenin değerini iç sıkıntımın verdiği günlük bir yaşama atıyor beni. Ve işte alışkanlıkların perdesi, devinimlerin ve sözlerin yüreği uyuşturan, rahat örgüsü, ağır ağır açılıyor, kaygının solgun yüzünü gösteriyor en sonunda. İnsan kendi kendisiyle karşı karşıyadır artık: hadi mutlu olsun da görelim! Gene de yolculuk bu yanıyla aydınlatır insanı. İnsanla nesneler arasında büyük bir uyumsuzluk doğar. Direnci azalmış olan bu yüreğe, dünyanın müziği daha kolay girer. Kısacası, bu büyük yoklukta, en ufak bir yalnız ağaç görüntülerin en tatlısı, en çabuk silineni olur. Sanat yapıtları ve kadın gülümsemeleri, topraklarına dikilmiş insan soyları ve yüzyılların özetlendiği anıtlar, yolculuğun oluşturduğu içlendirici ve duyarlı bir görünümdür. Sonra gün sonunda, bir kez daha, içimde ruh açlığı gibi bir şeyin oyulduğu bu otel odası.”
Sayfa 30 - Can Yayınları·Kitabı okudu
İçinde kendi kendim olmaktan çıktığım bu gece nereye kadar gidecek? Basitlik sözcüğünün tehlikeli bir niteliği var. Ve ben bu gece yaşamın belirli bir saydamlığı karşısında artık hiçbir şeyin önemi kalmadığı için ölmek istenebilmesini anlıyorum. Bir insan acı çeker, mutsuzluk üstüne mutsuzluğa uğrar. Katlanır bunlara, yazgısını benimser, iyice yerleşir içine. Saygı görür. Sonra, bir akşam, hiç: bir zamanlar çok sevdiği bir dostuna rastlar. Dostu biraz dalgın konuşur onunla. Evine dönünce, adam kendini öldürür. Sonra gizli dertlerden, bilinmeyen dramdan söz edilir. Hayır. İlle de bir neden gerekirse, dostu kendisiyle dalgın konuştuğu için öldürmüştür adam kendini. Böyle işte, dünyanın derin anlamını duyar gibi olduğum her seferde, onun basitliği şaşırttı hep beni...
Sayfa 24 - Can Yayınları·Kitabı okudu