Hava öylesine iletken ve onu oluşturan unsurlar o kadar hassas bir denge içindeydi ki ruhsuz nesnelere bile en az iki ya da üç, belki de beş duyu bahşetmişti sanki. Uzak ile yakın arasındaki fark ortadan kalkmış gibiydi. Doğayı gözlemlediği şu anda, kendisini ufuk çizgisinin dâhilinde kalan her şeye çok yakın hissediyordu. Sessizlik, onun için sadece sesten yoksun olmak anlamına gelmiyordu. Tam tersine, olumlu bir durum olarak algılıyordu onu...