...Tüm kalbime sahip oldu, kalp kaslarımın kasılması için bir gereklilik oldu. Beatrice Floransalı şair için, tertemiz Laura Venedikli şair için kimse, o da benim için oydu; büyük düşüncelerin anası, kurtarıcı çözümlerin gizli kaynağı, geleceğin dayanağı, kasvetli yaprakların arasında ışıldayan zambak misali karanlıkta parıldayan ışıktı...
Sizinle ancak sizden uzaktayken konuşabilirim, zira yanınızdayken gözlerim göremeyecek kadar kamaşıyor, mutluluğumu sorgulayamayacak kadar mutlu oluyorum, kendim olmaktansa sizinle doluyorum, sözlerinizden öyle etkileniyorum ki konuşamaz hale geliyorum, geçmişi hatırlayamayacak kadar anı kaçırmamaya can atıyorum...
Bana, gençliğime ve varlığımdan dolup taşan ateşli arzularıma karşın, neden platonik bir aşkın aldatıcı umutlarına bel bağlamakla yetindiğimi soruyorsanız, itiraf ediyorum. Sürekli olarak çocuklarının başına bir felaket gelmesi korkusuyla yaşayan, her an kocasının ruh halinde bir patlama ya da çalkalanma olmasını bekleyen, Jacques'in ya da Madeleine'in bir hastalığına dertlenmediyse illa ki kocası tarafından ezilen, kocası biraz huzur verse bu defa da birinden birinin yatağının başucunda oturan bu kadına ıstırap verecek kadar erkek değildim o zaman. Fazlaca coşkulu bir söz onun varlığını sarsmaya, küçücük bir arzu belirtisi ise ürkütmeye yetiyordu, bu yüzden onun için kutsal bir aşk, duyarlılıktaki kudret, kısacası o başkaları için her ne ise öyle olmalıydım.