Murat

Murat
@Geronimo21
Felsefe - Psikoloji - Sosyoloji - Eğitim ... Doğa Sporları - Zeka Oyunları
Sartre'a peki delil nedir diye sorduklarında burada çok zayıf bir cevap veriyor ve şahısları ezmek istediğinde ne kadar güçlü ve cevap mevkiinde de ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Diyor ki eğer bir kimse kötü bir iş yapar, fakat iyi bir niyeti varsa iyidir (Bu tam da bizim "eylemler niyetlere göredir" cümlesinde ifade ettiğimiz şeydir). Yine Sartre'dan hangi sebeple iyi niyetin kötü niyetten daha iyi olduğu sorulduğu zaman bir açıklaması yoktur. Egzistansiyalist insana özgürlük verdiği ve sonra sorumluluğu arttırdığı ve sorumluluğum var dediği zaman, bu sorumluluk kime karşı olmalıdır? "Kimin karşısında" olduğunu söylemeksizin sorumluluğun bir manası yoktur. Sorumluluk, bir kişinin bir kimseden sorması ve neticede insanın sorumluluk hissetmesi demektir. Fakat egzistansiyalizm Tanrı'nın da vicdanın da olmadığını söylediği zaman kime karşı sorumluluk hissediyor ve kime karşı sorumlu tutuluyor? Egzistansiyalist sorumlu tutuluyor, ama soran olmadan, sorumlu tutan olmaksı­zın sorumlu tutuluyor. Bu tıpkı Albert Camus gibi avaredir.
Sayfa 74
Felsefe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Egzistansiyalist ne ahlaki değerlere ne de Tanrı'ya inanır; fakat insanın vicdanının olduğunu, iyi bir iş yaparsa onu güzelleştirdiğini, teskin edip huzurlu kıldığını, ancak kötü işin vicdanı sızlattığını söylüyor. Burada bir soru gündeme geliyor: Vicdan "varlık"ın mı yoksa "mahiyet"in mi parçasıdır? Açıktır ki mahiyetin! İnsan mahiyet ve sıfatlarda değil, varlıklarda müşterektir. Bundan dolayı egzistansiyalistlerin herkeste olduğunu iddia ettiği vicdan, en azından bir şekilde ve bir etki ve edilgenlik derecesiyle olamaz; o halde vicdan da delil değildir. Bir taraftan egzistansiyalistlerin bakışına göre hiçbir varlık eylem sonrası hariç tahakkuk etmiyor.
Sayfa 73
Felsefe
..bugün biz sınıfsız toplum yaratırsak insan ızdırap çekmez diye düşünüyor, böyle zannediyoruz; fakat biz bu toplumu yaratsak bile bu toplum tasavvur etmediğimiz ızdıraplara duçar olacak, sıkıntılar çekecektir. Sınıfsız toplum şudur: Herkes burjuva olacak; işçi de burjuvalaşacak. O zaman herkes, sözgelimi ekonomik ızdırabı olmayan, ızdırabı, refah ızdırabı olan Sadık Hidayet olacak. Hatta eğer insan ölümü ortadan kaldırırsa, bu defa da ölümsüzlük ızdırabı onu öyle rahatsız edecek ki ölümü arzu eder hale gelecek.
Sayfa 69
Felsefe
Camus ve Lukres'in isyanının farkı: Lukres tanrıların var oldu­ğuna ve insanın kaderine müdahale ettiklerine inanmaktadır. Fakat tanrılara karşı kendi isyanını, başkaldırısını inkar etmiyor. Buna dayalı olarak Lukres'in başkaldırısı mantıklıdır; zira tanrıları insan hakkında zulüm yapmakla itham ediyor ve şöyle diyor: Ben tanrıların mabetlerinde taundan ölen binlerce insan ve çocuk gördüm. Sonra: "Bu çocukların ölmelerini gerektiren ne günahları vardı?" diye feryat ediyor. Bu zulümdür. Bir kimseyi kusur işlemeden veya günahsızca incitirsek zulmetmiş olmaz mıyız? Acaba herkes bu çocukların günah işlemediklerine inanmıyor mu? Dolayısıyla insan adaletin yerleşmesi için tanrlarla savaşmalıdır; zira tanrılar bu düzeni insana onun müdahalesi olmaksızın yüklemişlerdir. Fakat Camus'nun isyanı başka türlüdür. Camus'nun Lukres'in sahip olmadığı bir sorunu vardır. Lukres'in isyanı mantıklıdır; çünkü Lukres tanrılara inanmaktadır ve onlara karşı başkaldırıyor. Oysa Camus, inanmadı­ğı halde Tanrı'yı suçluyor! Camus, Lukres'in bu isyanını alıyor ve Başkaldıran insan kitabında Lukers daha şiddetli bir biçimde tanrılara saldırıyor ve Mesih'e sövüyor; fakat sonunda bunun karşısında şöyle bir soru ortaya çıkıyor: Yoksa sen tanrılara inanıyor musun? Hayır, diyor. Bu soru karşısında şu ortaya çıkı­yor: Niçin var olmayan bir şeyi itham ediyorsun? Lukres, itham ettiği kişiye sahip; fakat sen zulmü açıklıyor ve yok dediğin bir kimseye isnat ediyorsun! Dolayısıyla Camus'nun isyanı, başkaldırısı, hiçe karşı bir başkaldırıdır. Lukres'in başkaldırısı ise var olan bir kimseye karşıdır. Lukres şöyle diyor: Din, aksak adımlarımız altında ufalmıştır. Biz tanrılara rağmen göklere kadar yükselebiliriz (Bu Eflatun'un ideler dünyasına işarettir). Camus, "sen Tanrı'ya inanmadığın halde kime karşı
Sayfa 64
Felsefe
Ortaçağ'da Papa'nın halkla savaşları, dinlere dairdi; Rö­nesans taraftarları, "Her birimiz İncil'i kendi dilimizle okuyoruz ." diyorlardı ; fakat Papa , İncil'in dilinin Latince demek oldu­ğunu söylüyordu. Halbuki orijinal İncil İbranice idi, Latince de­ğil. O zaman Kilise Latin dilini savunuyor. Egosantrizm, Avrupa'da eskiden beri var olmuştur. Aristo Yunan'dan bahsederken milliyetçi bir fikri vardır. Rönesans'ta atılan sloganlardan biri, Hıristiyanlığın enternasyonalizm [fikri] karşısında bir milliyet­çilik fikri idi. Sonra Avrupa'da ırkçılık canlanıyor; Doğu'da asla olmamıştır. Yani Doğulu hiçbir zaman başka bir ırkı hor ve aşa­ğı görmemiştir.
Sayfa 55
Felsefe