Claude Dubar’ın ileri sürdüğü gibi, “kimlik hem bireyleri kuran hem de kurumları tanımlayan çeşitli toplumsallaşma süreçlerinin −eş zamanlı olarak sabit ve geçici, bireysel ve kolektif, öznel ve nesnel, biyografik ve yapısal− sonucundan başka bir şey değildir”.
Max Frisch’in günlüğünde belirttiği gibi, bütün sanatların muhtemelen en zahmetlisi olan “kendi olma” sanatı, başkaları tarafından dayatılan ya da telkin edilen tanımları ve “kimlikleri” azimle reddetme ve defetmeye dayanır;
Nasıl bakarsanız bakın, yaşam sanatına dair düşünceler, son kertede, öz-belirlenim ve kendini ispatlama fikrine ve böylesi göz korkutucu bir görevi göze almanın kaçınılmaz olarak gerektirdiği güçlü iradeye varır.