Azad Altuğ

Girenin bir daha geri dönmesine izin verilmediği ve içinde binbir tür ilişkinin barındığı o ürkütücü araziye daha sonraları defalarca sahte kimliklerle girdiler, başka hiçbir yerde rastlanmayacak keskin kokulara, seslere, renklere değdiler. Cem, kaçak dünyaları bilen bir kâşif gibi Aydan'ı o karmaşık arazinin en kuytularına götürüp, onun en zehirli bitkileri koklamasına yardım etti, en korkunç yasakları çiğnemenin benzersiz tatlarını tattılar. Aslında o arazinin sakinlerinden olmadıklarını ve istedikleri vakit dönebileceklerini bilmenin rahatlığıyla hiç suçluluk duymadan oralarda dolaştıklarından, o diyarların asıl sahiplerinin bile bilemeyeceği zevkler yaşadılar.
Reklam
Bir yeraltı lunaparkına girmiş gibi, karanlığın içinden ansızın parlayarak karşılarına çıkan büyülü aynalarda kendilerini başkaları gibi görerek, başkalarının, gizliliğin içine saklanmış ve bütün suçluluk duygularını şehvetin gücüyle aşmış sevişmelerini ödünç alıp kendi bedenlerine ve ruhlarına katarak yaşadılar o gün ve bütün bu maceralardan sonra o lunaparktan aydınlığa kendileri olarak çıktılar.
Ruhunun ve gövdesinin büyük bir parçası artık gizli bir dünyaya aitti, ikiye parçalandığını seziyordu.
Hiçbir renge, hiçbir role girmekten çekinmeden ve o rolleri oynarken aynı gerçekmiş gibi içleri şehvetten kamaşarak, aylarca sürecek ve insanlara ait bütün gizli, adı bile söylenemeyen duyguları onlara tattıracak bir tür sevişme tiyatrosu kurdular yataklarında. Sevişmeye ve insanlara ait ilişkilerin her türünü, her biçimini, o insanların gerçek hayatta yaşarken duydukları suçluluğu ve vicdan azabını hiç hissetmeden, sadece zevkini ve heyecanını duyarak, bir çiçeğin özsuyunu çeken bir arı gibi sadece tadını hissederek yaşadılar.
Sihirli bir suya batırılmış kırmızı bir çubuk gibi hem kendileri kalıp hem de bütün renklere dönebildiler, mor olmanın, sarı olmanın, yeşil olmanın, mavi olmanın nasıl hazlar verdiğini, aslında o renklerin kendi gerçek renkleri olmadığını bilmenin rahatlığıyla ve o renklerde olanların nasıl heyecanlar yaşadığını aynı o renktekiler gibi hissederek, insanların ahlaksızca ve sapıkça bulacakları her şeyi, hem kendi renklerinin hem başka renklerin heyecanını iç içe hissederek yaşadılar, o yatakta birbirlerinin her şeyi ama her şeyi oldular.
Reklam