Azad Altuğ

İnandığı bir dava uğruna hapse girmek, acılar çekmek, onu mutlu ediyor, inançlarına olan bağlılığını artırıyordu. Çektiği acılar, inançlarının üzerinde en küçük bir çizik bile oluşturmuyordu. Çektiği acılardan dolayı inançlarından vazgeçmesi olanaksızdı, kişiliği bu inançlarla bütünleşmişti. İnançlarından vazgeçmek, kendinden vazgeçmek, yok olmak anlamına gelecekti. Varolabilmek için kutsal bir şeylere gereksinimi olan insanlardandı o. Kendi kişiliğiyle bütünleştirebileceği bir inanç, uğrunda acı çekeceği bir ideal olmadığı zaman kendini değersiz, amaçsız ve güçsüz buluyor, kendinden neredeyse iğreniyordu. Yaşayabilmesi için bir kutsallığın kölesi olması, hem de onun uğrunda acı çekmesi gerekiyordu. İçindeki yaşam isteğini harekete getirecek, onu ortaya çıkaracak iradesi ve gücü yoktu. Fünyesi olmayan bir bomba gibiydi; inançları onun fünyesi oluyor, tembelliğini parçalayarak derinlere saklanmış olan gücünü ortaya çıkarıyordu.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
...02 Haziran 1991..Anısına.. “Sarıl hayata; Umut ile, Düş ile, Sevda ile..” —Ahmed Arif .
Tanrı, davudî bir sesle şiir okumaya başladı:              - Beyaza boyayın geceleri…

Azad Altuğ

, bir kitap okudu
Puan vermedi·238 syf.·
9 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2022 00:32
·
2022 9. kitabı
Ahmet Altan
7.1/10 · 6,8bin okunma