Azad Altuğ

Korku, bütün yapılarını altüst ediyor, yaşamlarının korkuyu en iyi bilen parçasını, çocukluklarını ortaya çıkarıyordu. Acemiliğin bütün şaşkınlığını ve utancını yaşıyorlardı. Tek avuntuları, bu yolculuğa kahramanca bir amaçla çıkmış olmalarıydı. Kahramanlık uğruna korkmaları, korkaklığa dayanmalarını, her şeyi bırakıp kaçma isteğini bastırmalarını sağlıyordu. Kahramanlık uğruna korkuyorlar, kahramanlığın bedelinin korku olduğunu öğreniyorlardı.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Nedense, acıların, yıkıntıların arasında aşk daha hızlı gelişiyor. İnsanlar sığınacak bir yer arıyorlar belki. Normal koşullar altında birbirine âşık olmayacak çok insan, o günlerde çılgınlar gibi âşık olup evlendiler.
Demek korkmadın. Gene de senin uğruna kendimi öldürdüğüm için mutluyum. Hiç canım acımadı. Bundan sonra da hiç acımayacak. Bütün acılar bitti. Senin için ölmenin sevincini yaşayarak ölüyorum.              Bıçağı, gülümseyerek Ömer’e verdi.              Elele tutuşarak çıktılar bahçeden.
 - Niye yaptın bunu?              - Senin için. Acı vermediğini sana göstermek için.              - Acı vermediğini biliyordum.              - Niye yapmadın öyleyse?              - Ölümü elimde tutmanın tadını çıkarıyordum.
«Korktuğumu sanıyorlar. Ölümle yaşamı bir arada kendi bedenimde hissettiğim şu birkaç dakikanın tadını çıkarmama izin vermiyorlar. Ey Romalılar, yaşamı ve ölümü aynı elimde taşıyorum. Hiçbir el benimki kadar güçlü ve zengin değil şu anda… Ey ölüm, seni yaşamdan ayıracağım biraz sonra. Birbirinizden kopacaksınız. Biriniz olmayınca öbürünüz de olmayacak. Ey yaşam güzelsin ve güzelliğini ölüme borçlusun. Ey Roma, senin kaderini elime geçirmek istedim ama, şu anda elimde yalnızca kendi kaderim var. Roma’nın kaderinden daha heyecanlı ve daha güzel.»