Azad Altuğ

- N’olur sağ çıkamazsak? Nasıl olsa bir gün öleceğiz. Bir gün önce bir gün sonra, ne fark eder. Biz ölürsek arkadaşlarımız sürdürür. Korkmaya değer mi?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yaşlandığımı görmek… Yaşlılıktan korkacağım aklıma gelmezdi. Dokunulmaz olduğumu sanıyordum, dokunulur olduğumu gördüm. Çabucak geçti ama, şimdi aldırmıyorum.
Ben bu adam değilim, ama bu adamdan başka da ben yok artık,» diye düşündü. Karanlık dumanın içindeki yüzden ayıramıyordu gözlerini. O yüze de acıyordu, o yüz de sahipsiz bir yüzdü, kimin olduğu belirsiz yorgun bir yüz olarak dolaşacaktı dünyayı. Ömer, yüzünü kaybetmiş bir adamla, sahipsiz bir yüz olarak ikiye bölünmüştü ve bu iki parça birbirini tanımıyordu, birbirine yabancıydı. Kimsesi yoktu bu dünyada, artık kendisi de yoktu. Korktu birden. Neden korktuğunu, kurtulmak için ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Tek tanıdığı, tek güvendiği insanı bir daha bulmamak üzere yitirmenin dehşetiydi bu. Yalnız bile değildi artık, yalnız olmak için var olmak gerekirdi. Oysa Ömer artık yoktu. Kâbus görürken olduğu gibi, çok iyi tanıdığı birini tutmak istemiş, birden bu tanıdık düşman olmuştu.
Kafasını kaldırınca barın arkasındaki koyu dumanlı aynada kendini gördü. Bakışları yorgundu, yüzünde çizgiler vardı. Şaşırdı birden. Bu kendisiydi, biliyordu bunu. Ama bu kendisi değildi. Kendini tanımla deseler, tanımlayacağı yüz, dumanlı aynanın içinde rengi soluk uzak bir gezegen gibi duran bu yüz olmazdı. Kendisine benzemiyordu bu adam. Çoğalmıştı bir bakıma. Yeni bakışlar, yeni çizgiler edinmişti. Bir bakıma da eksilmişti, tanıdık bakışlar, tanıdık pırıltılar kaybolmuştu. Asıl kendisi yok olmuş, yerine bir başkası gelmişti. Kendisi olmayan bir kendisiydi bu adam. Bu yorgun bakışlı adam gizlice Ömer’in yerini almıştı. İki Ömer vardı şimdi, dumanlı aynada görünen Ömer ve artık görünmeyen, bir yerlerde unutulmuş, terkedilmiş asıl Ömer. En kötüsü bu yabancının kendisi olmasıydı. Artık kendisi tanımadığı, yadırgadığı dumanlı bir çizgiler yumağıydı.
Âşıksın galiba.              - Bilmiyorum. Âşık mıyım, âşık mı olmak istiyorum, yoksa âşık olmamak mı istiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum. Hiçbir şey bilmek de istemiyorum. Kendimi kendime bırakmak istiyorum. Hesap vermeden, utanmadan, başkaları acı çeker mi diye düşünmeden kendimi bırakmak istiyorum.